16 Ekim 2017 Pazartesi

Meditasyon ve Çay



O kadar yoğun ve hızlı yaşadığımız bir zamandayız ki çoğu zaman anı yaşayamadan bir bakıyoruz ki günler, aylar geçiyor. Ve öyle bir noktaya geliyoruz ki ruhumuzu dinlendirmek, beynimizi rahatlatmak ve kendimize zaman ayırmaya ihtiyacımız oluyor. Aslında ruhumuzu dinlendirecek farklı aktiviteler bizim en büyük destekçimiz, meditasyon da bunlardan biri.

Meditasyon, bedenin kendi içsel aklının yeniden keşfedilmesinin bir yoludur. Binlerce yıldır uygulanan meditasyon, zihni sessizliğe zorlamak değil, zaten orada var olan sessizlik ve dinginliği bulmak ve onu yaşamımızın bir parçası kılmaktır. Her gün düzenli meditasyon yaparak, zihnimize ve bedenimize huzuru, sükuneti, sakinliği ve dinginliği kazandırabilir ve böylelikle kendimiz için daha çok sevgi, memnuniyet ve tatminle dolu bir hayat yaratabiliriz.

İşte bu özel anlara eşlik edecek bir fincan lezzetli çay da yıllar öncesinden itibaren meditasyonla yakın ilişkidedir. Nasıl ki çay gün boyu farklı anlarımıza eşlik ediyorsa, meditasyon yaparken de rahatlamamıza yardımcı olur. Dünyaca ünlü Avustralyalı şair Peter Altenberg “ruh banyosu” sözüyle aslında çay için en güzel tanımlamayı yapmıştır. Çay kendimiz ve etrafımızdakiler arasında bağ kurabilir. Gevşemeye yardımcı olur, sakinleştirir, anda kalmamıza yardımcı olur.

Gün içinde hepimiz birçok sefer çay içiyoruz ama çoğu zaman ne içtiğimizi bile fark etmeyecek kadar beynimiz dolu oluyor. Sevdiğimiz bir çay çeşidini belirlemek, onu demlemek, demlenmesini beklemek ve sonra keyifle içmek ve tüm bu süreç boyunca geçmişi ve geleceği düşünmemeye çalışarak, o andaki çay keyfinin tadını çıkarmaya çalışmak en kısa süreli meditasyonumuz olabilir aslında.


Çayınızı seçin, yudumlayın ve sizi rahatlatmasına izin verip keyfini çıkarın.

8 Ekim 2017 Pazar

Çakralar ve Çayların Etkileri



İki kelimenin de sözlük anlamını bilenler, belki de nasıl birbirleriyle bir ilgisi olabilir ki diyebilir çakralar ve çayların. Bizce öncelikli olarak ortak noktaları ikisinin de ruhani ve felsefi dünyayla bağlantılı olması. Daha önceki yazılarımızda çayın felsefesine değinmiştik. Bu yazımızda da farklı kaynaklardan yardım alarak çakralar ve çaylardan biraz bahsedelim istiyoruz.

Çakralar, Sanskritçe döngü, girdap anlamına gelen, vücudumuzun 7 farklı kısmında bulunan enerji bölgelerinin, gökkuşağının 7 rengi ile sembolize edilen psikospiritüel ana bağlantı noktalarıdır. İnsan bedeninde, çakra olarak bilinen; yedi temel enerji merkezi bulunmaktadır. Bu enerji merkezleri; hormonal salgı bezleri ve büyük sinir ağlarının üzerinde bulunmaktadır. Çakraların aktive edilmesi yoga ile daha kolay ve daha sağlıklı olmaktadır. Yoga asanalar ve nefes teknikleri ile çakralar aktive edilir. Çakralar ne kadar açıksa, enerji akımı da o kadar fazladır ve kişi o kadar sağlıklıdır.

Çakraları açmak için neler yapılmalı diye araştırırken birçok yöntem öğrenebiliyoruz aslında. Ve bu yöntemlere eşlik eden hatta etkilerini arttıran rahatlatıcı, sakinleştirici, metabolizmayı güçlendirici, toksin atıcı çaylar tam da bu noktada çıkıyor karşımıza. Bitkiler aromaterapide de kullanıldığı gibi farklı etkileri ve özellikleri ile her zaman olduğu gibi çakralarımızın sağlıklı olarak çalışması için de bizlere yardımcı olabiliyor.

Çakralar için içilebilecek çayları araştırdığımız zaman aşağıdaki önerilerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz .
1 Kök Çakra / Root Chakra / Muladhara
Birinci çakra olarak kabul edilen kök çakranın rengi kırmızıdır. İçgüdüler, güvenlik, hayatta kalma ve temel insani ihtiyaçlarla ilgilidir. Kırmızı renkli ve fiziksel enerji verecek çaylar tercih edilebilir. Rooibos çayını sade olarak ya da hibisküs,zencefil,tarçın veya kuru çilek ekleyerek içebilirsiniz.

2. Sakral Çakra / Sacral Chakra / Svadhishthana
İkinci çakra olarak kabul edilen sakral çakranın rengi turuncudur. Yaratıcılık, ilişkiler, şiddet, bağımlılık, temel duygusal ihtiyaçlar ve zevkler ile ilgilidir. Yeşil çayınızı mandalina, portakal kuruları, zencefil katarak içebilirsiniz.

3. Güneş Sinir Ağı / Solar Plexus / Manipura
Üçüncü çakra olarak kabul edilen Solar Plexus çakrasının rengi sarıdır. Metabolizma, sindirim sistemi, korku, heyecan, içe dönüş, temel ve karmaşık duygu değişimleri, özsaygı ve özgüven gibi konularla ilgilidir. Antioksidan oranı yüksek olan beyaz çay veya mate çayını sade olarak ya da limonotu, zencefil ile karıştırarak içebilirsiniz.

4. Kalp Çakrası / Heart Chakra / Anahata
Dördüncü çakra olarak kabul edilen kalp çakrasının rengi yeşildir. Merhamet, hassasiyet, koşulsuz sevgi, denge, reddetme ve refah duyguları ile ilişki içindedir. Bağışıklık sistemi, endokrin sistemi, kalp ve solunum yolları gibi konularla ilgilidir. Metabolizmamızı güçlendirmeye yardımcı olarak yeşil çayı, yasemin çiçekleri, gül yapraklarıyla birlikte içebiliriz.

5. Boğaz Çakrası / Thorat Chakra / Visuddha
Beşinci çakra olarak bilinen boğaz çakrasının rengi mavidir. Bu çakra, tiroid bezlerine paralel bir konumda, boğaz kısmında bulunur. Dinleme, konuşma, büyüme, kendini ifade etme gibi konularla ilgilidir. Ekinezyayı tek başına ya da beyaz çay veya yeşil çayımızı biraz lavanta veya papatya ile karıştırarak içebiliriz.

6. Üçüncü Göz / Third Eye / Ajna
Altıncı çakra olarak bilinen Üçüncü Göz’ün rengi çivit mavisidir. İki kaşın arasında, epifiz bezi ile ilişikte bir konumdadır. Kendini anlama, düşleme, algı, sezgi, durugörü gibi psişik konularla ilgilidir. Beyaz veya yeşil çayımızı kuru hindistancevizi parçaları, az miktarda vanilya çubuğu veya yasemin çiçekleriyle karıştırıp içebiliriz.

7. Taç Çakra / Crown Chakra / Sahasrara
Yedinci ve son ana çakra olan taç çakranın rengi menekşe morudur. Başımızın tepesindeki en yüksek ve orta noktada bulunur. Vücudun; beyin, kafatası, beyin zarı ve hipofiz bezi gibi kısımları ile ilişkidedir. Meditasyon çayı, beyaz çay ve gül veya lavanta karışımı gibi bizi rahatlatacak çayları tercih edebiliriz.

Tabi ki bu konuda uzman yorumlarını da öncelikle dikkate almamız gerekiyor. Çünkü çakralarımızın sağlıklı olabilmesi ve çalışabilmesi için önerilen tüm yöntemleri bir bütün olarak uygulayabilirsek daha olumlu sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz.

Güzel bir hafta dileğiyle

2 Ekim 2017 Pazartesi

Yoga ve Çay



YOGA VE ÇAYLA YENİLENELİM …

Yeni bir aya merhaba derken aslında değişken bir hava, farklı sıcaklıklar ve tabi ki ruhsal yapımızda ani değişkenliklere merhaba diyoruz. Gündüz güneşli ve sıcak bir hava varken, enerjimiz yüksekken, akşam serin hatta soğuk bir hava ve erken başlayan karanlıkla bir anda sıcaklık gibi hislerimiz de aniden değişebiliyor.

Olsun, çaresiz değiliz; yoga ve meditasyon ve bir de sonrasında keyifli sıcacık bir çayla herşeyin üstesinden gelebiliriz. Yoga ve çayın en temel ortak noktası rahatlatma özellikleridir. Özellikle bazı çay çeşitleri rahatlatıcı, sakinleştirici, toksin atıcı gibi özellikleriyle yoga ve meditasyonun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Kaynakların ışığında özetlemek gerekirse; Yoga, kişinin daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için zorunlu olan birtakım zihinsel ve fiziksel disiplinleri kapsıyor. Yoganın zihinsel disiplinleri içerisinde yer alan meditasyon ise kişinin daha bilinçli, daha sessiz ve sakin bir yaşam sürmesini amaç ediniyor. Yani meditasyonun yoganın alt basamağı olduğunu ve yoganın aynı zamanda meditasyonu içerdiğini söyleyebiliriz.

Yoga, Hindistan’da neredeyse yaşam için bir rehberdir, bir hayat pratiğidir. Çay da bu pratiği geliştirmenin doğal bir yolu haline gelmiştir. Kaynaklardan incelediğimiz zaman Budist rahipler yüzyıllar öncesinde meditasyon ve dualarına destekleyici olarak çayı yaygın bir şekilde kullanmıştır. Lezzetli ve hoş kokulu bir çay gevşeyip rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Özellikle bazı baharatlar toksin atıcı, enerji verici, rahatlatıcı etkileri sebebiyle siyah, yeşil ve beyaz çaylarla karıştırılarak günümüzde yoga sonrası çayları olarak tüketilmektedir. Bu baharatlar kakule, zencefil, karanfil, karabiber ve tarçındır. Kakule ve zencefilin ruhsal saflığı sağladığına inanılır. Tane karabiberler kanı ve karaciğeri temizlemede, kakule sindirimi kolaylaştırmada, karanfil sinir sistemimizi dengelemede, tarçın kemiklerimizi güçlendirmede ve son olarak zencefil soğuk algınlığından korunmakta yardımcı baharatlardır.

Yoga ve meditasyon sonrası ruhunuzu ve vücudunuzu hoş ve lezzetli bir çayla ödüllendirmek isterseniz, bizim size tavsiyelerimiz chai masala, rooibos chai ve meditasyon çaylarımız olacaktır.


Huzurlu bir hafta dileğiyle ….

25 Eylül 2017 Pazartesi



Son zamanlarda bağışıklık sisteminin hayatımızdaki önemine daha çok değer vermeye başladık. Nasıl değer vermeyelim ki? Hastalıklardan korunabilmek ve daha sağlıklı ve uzun bir hayat için en önemli kriter bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktan geçiyor.

Bir çoğumuz tam da bu sebeple beslenmemize ve yaşam koşullarımıza elimizden geldiğince dikkat etmeye çalışıyoruz. Kısaca bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, bakteri, virüs ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür. 

Vücuda alınan besinler enerji için oksijenle yandığında serbest radikaller yani oksijen içeren son ürünler oluşur. Serbest radikaller hücre ve dokularda çoğaldığında DNA yapısında hasara neden olur. Ayrıca sigara, hava kirliliği, radyasyon vb.  nedeniyle de serbest radikaller artar. Artış durumunda kanser, kalp-damar hastalıkları, artritler vb. sağlık sorunları oluşur. Besinlerle birlikte aldığımız antioksidanlar vücuttaki serbest radikallere karşı savaşırlar. Serbest radikallerin yarattığı olumsuz etkinin önlenmesi ve etkisinin en aza indirilmesi için yeterli miktarda antioksidan tüketilmelidir.

Birazcık terimlere dayalı konuşmak gerekirse, çay türlerinin bileşenleri arasında polifenoller çok önemli bir yer tutar ve kuru çayın yaklaşık % 36’sını oluşturmaktadır. Taze yeşil çay yaprağının diğer bileşenleri kafein, proteinler, amino asitler, karbonhidratlar, lipidler, vitaminler (B vitamini) ve minerallerdir. Çay ayrıca A, K, C, B vitamini, β karoten ve florür içerir.Aslında özet olarak çay bitkisi yapısal özelliği gereği doğal olarak bir antioksidan kaynağıdır. Az işlem görmüş beyaz çayda en yüksek seviyededir.Ama yeşil çay ve siyah çay çeşitleri de içerdiği bileşenleri sayesinde serbest radikallerle savaşta oldukça etkindir. Çay bitkisinde bulunan antioksidanların bir grubu olan flavonoidler, kanser hücrelerinin büyümesini engellediği ve yenilerinin oluşmasını önlediği, yine içerdiği antioksidanlar nedeniyle antibakteriyel, antiviral etkiye sahip olduğu, diğer bir antioksidan grubu olan kateşinlerin kolesterolü düşürdüğü bulunmuştur. Siyah çayın içerdiği theaflavinlerin, yeşil çaydaki kateşinlerle aynı antioksidan etkiye sahip olmaları nedeniyle her iki çay grubunun da sağlık açısından eşit etkiye sahip oldukları bildirilmektedir. Yukarıda bahsi geçen ve daha farklı bileşenleri ile çay bitkisi günlük rutinimizde muhakkak yer vermemiz gereken bir içecektir.

“Çay dünyanın gürültüsünü unutmak için içilir” demiş T’lenYi Heng ve çayı “ruh banyosu” diye tanımlamış Avusturyalı yazar ve şair Peter Altenberg (1913) yıllar önce. Bu da gösteriyor ki fiziksel özellikleri kadar ruhsal özellikleri ile insanlığa sunduğu olumlu etkileri eski zamanlardan beri biliniyor çay bitkisinin. Aslında sağlıklı olmak derken hem fiziksel hem ruhsal açıdan bir bütün olarak sağlıklı olmak değil midir en önemli olan?

İşte çay bitkisi de birçok farklı çeşidiyle sağlıklı bir hayat yaşama serüvenimizde hem sağlık hem huzur sunan bir içecek olarak bizleri bekliyor.

Sağlıklı ve keyifli günleriniz olması dileğiyle …

♥︎

17 Eylül 2017 Pazar

AYIN ÇAYI , EYLÜL KARIŞIMI …



Sonbaharın ilk ayı olan Eylül ayının ortasına geldik. Mevsim değişiklikleri ilk olarak gündüz ve gece arasında artan ısı farklarıyla kendini göstermeye başladı.

Bu da demek oluyor ki artık vücut direncimizi arttırmak için daha titiz davranmamız gerekiyor. Özel çay karışımları bizlere bu yolda geniş seçenekler sunuyor. Bu seçeneklerden biri bağışıklık sistemimizi güçlendiren en popüler karışımlarımızdan olan Eylül çayı.

Bir Güney Afrika bitkisi olan Rooibos, Paraguay çayı olarak bilinen Mate, Seylan çayı, ekinezya yaprakları, portakal kabukları ve meyve parçacıkları ile harmanlanan Eylül çayı hem dinçlik veren hem antioksidan kaynağı, içimi çok lezzetli bir çay çeşididir. 

Ülkemizde “kırmızı çay ve kızıl çay” olarak bilinen rooibos çayı, Güney Afrika’ya özgü “kızıl çalı”dan elde edilmektedir. Kırmızı rooibos çayı tatlıdır, antioksidan bakımından oldukça zengin olan rooibos çayında kafein yoktur ve tanen oranı oldukça düşüktür. Rooibos’daki yüksek antioksidan oranı vücudun iç savunma sistemlerini hastalığa karşı arttırır. Rooibos içeriğinde yer alan C Vitamini, karotinoid, flavonoid ve farklı etken maddeler sayesinde serbest radikalleri etkisiz hale getirmekte ve böylece vücudu çeşitli hastalıklardan korumaktadır.

Güney Amerika’ya özgü küçük bir ağaç olan “Yerba Mate”nin yapraklarından elde edilen mate çayı kafein ve teobromin gibi uyarıcılar içermektedir. 

Faydalarından bazıları;

-Alerjilere karşı kullanılır
-Vitamin bakımından zengindir
-Antioksidandır
-Canlılık verir
-Kalbi güçlendirir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir
-İltihap önleyici özelliği vardır

Ekinezyanın çiçeği, yaprakları ve kökü kullanılabilir. En sık kullanıldığı durumlar enfeksiyonlara karşı ve grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşıdır. Soğuk algınlığına karşı iyi gelir, antiseptik özelliği vardır. Boğaz ağrısına iyi gelir, kuru öksürüğü geçirir, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Eylül karışımındaki az miktardaki seylan çayı dinçlik ve zindelik vermekte etkili olurken, içindeki kuru meyve parçaları ile vitamin desteği sağlamaktadır.

Hem hoş ve yumuşak aroması hem de etkin bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendirme özelliği ile sonbahar ve kış mevsimi süresince bol bol Eylül çayı ile çay keyfi yapmanızı tavsiye ediyoruz. 


Biz şimdiden Eylül çayımızı yudumlamaya başladık bile…

10 Eylül 2017 Pazar

Sonbahar Çiçekleri ve Çay




“Sonbaharda çiçeklerden bahsetmek iyi gelir. İnsanın içini ilkbahardaymış gibi ümitle doldurur.”
Ne güzel söylemiş Paulo Coelho…

Çiçeklerden, bitkilerden bahsetmek ve hatta yeni bir mevsime bir fincan bitki çayıyla merhaba demek güzel bir moral desteği olabilir. Doğada sarı ve kırmızı tonlarının yoğunlaştığı sonbahar mevsiminde serinleyen hava ile bitki örtüsünün gelişimi duraksar. Ardından yaklaşan soğuklar, tüm doğayı yoğun bir dinlenme dönemine alır. Her şeye rağmen hala bizler için farklı çiçek seçenekleri mevcuttur.

Çay bitkisi çok farklı çeşitleriyle her mevsim için lezzetli seçenekler sunuyor aslında. Peki sonbaharda hangi çeşitleri tercih etmeliyiz? Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek en önemli nokta çünkü gerek kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmek gerekse artan gece gündüz ısı farkı gibi sebeplerle soğuk algınlıklarının yaygınlaşması bu dönemde başlıyor.

Chai baharatlı karışım çayları tercih edebiliriz. Kakule, karanfil, tarçın ve zencefil baharatlarının karışımına genel olarak chai denir. Beyaz çay, yeşil çay veya kırmızı çayla yapılacak chai karışımları hem soğuk günlerde içimizi ısıtır hem de içeriğindeki bileşenler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirir.
Bağışıklık sistemi güçlendiren çay çeşitlerinden bir sonraki yazımızda detaylı bahsedeceğiz. Hala ılık havalar hakimken sonbaharda doğanın bizlere sunduğu bitkilerden konuşalım istiyoruz biraz daha ..

Mesela medine çiçeği hem şirin görüntüsüyle hem de faydalarıyla sonbaharla birlikte bizlere merhaba diyor. Ponpon şeklinde olan mor ve beyaz renkli çiçekleri en çok sonbaharda açar. Yazdan sonra havalar serinlemeye başlayınca, tercih edilen çiçeklerin başında gelir. Ateş düşürmede, eklem ağrılarını gidermede ve boğaz içi yaralarını iyileştirmede yardımcıdır. Tek başına ya da karışımlarda az miktarda kullanarak çayını tüketebilirsiniz.

Portakal nergisi de turuncu rengiyle en çok sonbaharda çiçeklenmeye başlar. Bol miktarda C vitamini içeren ve aynısafa ismiyle de bilinen bu bitki bademcik iltihabı ve sinüzit rahatsızlıklarında olumlu etkiye sahiptir.

Hem hoş renkleri hem de faydaları ile bu iki çiçeğin kuru yapraklarını biz de karışımlarımızda kullanıyoruz. Tabi ki sonbaharda bizlere hem görsellik hem faydalar sunan daha bir çok çiçek var.
Bunlardan bazıları sıklamen, kasımpatı, yıldız çiçeği, zinya, açelya, kozmos, Atatürk çiçeği ve kadife çiçeğidir.

Sonbahar yazın kavurucu günlerinden sonra biraz uzak kaldığımız bir fincan sıcak çaya tekrar merhaba dediğimiz bir mevsimdir. İster bir kitap eşliğinde ister güzel bir dost sohbetinde keyifli çay saatleri yaşayacağımız günlere merhaba diyelim hep birlikte...


  

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Şeftalili Beyaz Çayla Yenilenin …



Bu hafta sonbaharın ilk ayı olan Eylül’e merhaba diyeceğiz. Aşırı sıcak geçen yaz günlerinin ardından biraz daha ılık bir havayla rahatlayacağız.

Mevsim değişiklikleri de yavaş yavaş vücudumuzdaki etkilerini göstermeye başlayacak. Sağlıklı beslenme, spor ve pozitif düşüncelerle bu etkileri en olumlu şekilde yaşamak bizlerin elinde tabi ki.
Beyaz çay hücre yeniliyeci, zindelik verici, metabolizma hızlandırıcı ve toksin atıcı özellikleriyle bu dönemlerde tam da bizim aradığımız içecek olmaya aday bir çay çeşidi.

Beyaz çay, çay bitkisinin en saf ve doğal hali olarak diğer çay çeşitlerine göre daha fazla etkin madde içerir. Antioksidanların bir grubu olan kateşin ve flavonoidler bakımından oldukça zengindir. Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve özellikleri konusunda detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Şeftalili beyaz çay karışımında beyaz çay yapraklarının yanı sıra doğal olarak kurutulmuş küçük şeftali parçaları da içermektedir. Eski çağlarda Çin’de uzun yaşamın ve ölümsüzlüğün sembolü olarak önemli bir yere sahip olan şeftali bol miktarda C vitaminin yanı sıra A ve B vitamini, magnezyum, potasyum ve kalsiyum açısından da oldukça zenginfreedir. Şeftali antioksidanlar açısından da iyi bir besin kaynağıdır. Kanda biriken toksinlerin atılmasını sağlayarak kanı temizler.

Çay bitkisi yapısı gereği kokuyu ve aromayı çok çabuk absorbe etme özelliğine sahiptir. Tea&Pot olarak karışımlarımızın içinde, içeriğinde yazan çeşitlerin hepsi birebir yer almaktadır. Çay bitkisi son aşamasında farklı bitki, meyve veya baharat çeşitleriyle harmanlanıp aynı zamanda bu malzemeler ile tütsülenerek kurutularak doğal yollarla aromalandırılmaktadır. Yani şeftalili beyaz çayımızı tamamen doğal bir çay olarak gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.

Sağlık açısından birçok olumlu özelliklere sahip olan bu ikilinin bir araya gelmesiyle yumuşak içimli ve hafif tatlı bir aromaya sahip güzel bir karışım ortaya çıkıyor. Hem ılık hem de soğuk olarak tüketebilirsiniz. Kafein oranı yok denecek kadar az olduğundan akşamları da rahatlıkla tercih edilebilir.

Hem sağlıklı hem de hafif bir çay içmeyi tercih edenlerdenseniz şeftalili beyaz çay güzel bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor…