21 Ocak 2018 Pazar

ÇAYLARLA GÜÇLENMEK



Havaların iyice soğuduğu ve grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkları sıkça duyduğumuz bu günlerde bağışıklık sistemimiz ne kadar güçlüyse biz de o kadar güçlüyüz demektir.

Hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak güçlü olabilmek için hepimiz elimizden geldiğince çabalıyoruz. Şanslıyız ki çay bitkisi farklı alternatiflerle bizlerin yanında. Hazırlaması kolay, içmek için ayrıca vakit ayırmamız da gerekmiyor. Çalışırken, kitap okurken, temizlik yaparken yani kısaca her an içilebilir olma özelliği ile en pratik desteklerden biridir çay içmek. Çay yaprağının bileşenleri polifenoller, flavonoidler, kafein, proteinler, amino asitler, karbonhidratlar, lipidler, vitaminler (B vitamini) ve minerallerdir. Çay ayrıca A, K, C, B vitamini, beta-karoten ve florür içerir. Aslında özet olarak çay bitkisi yapısal özelliği gereği doğal olarak bir antioksidan kaynağıdır. Antioksidanlarca zengin besinler ve içecekler tüketmek günümüzde kendimiz için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden biridir. Beyaz çay veya yeşil çay çeşitleri tercih ederken C vitamin oranı çok yüksek olan kuşburnu koyabilirsiniz. Yapısında bol miktarda bulunan polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren, zengin vitamin ve minerallere sahip olan kuşburnu, likopen ve A, B, E, K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, demir gibi değerli mineralleriyle vücut direncini artırıyor, sinir sisteminde, hücre yenilenmesinde fayda sağlıyor. Son dönemlerde sıkça duyduğumuz bir çay çeşidi olan Rooibos çayı Afrika kökenli bir bitki olan "kızıl çalı" bitkisinden elde edilmektedir. Kimyasal bileşiminde А, В1, В2, В5, В6, В12, С, D, Е, К ve РР vitaminleri; potasyum, kalsiyum, magnezyum, iyot, florin, bakır, manganez, demir, çinko, selenyum, fosfor ve sodyum bulunur. Antioksidan oranı da çok yüksek olan rooibos çayını çocuklar ve yaşlılar da rahatlıkla içebilirler. Rooibos çayını sade olarak ya da içine tarçın, zencefil, karanfil veya meyve kuruları koyarak farklı karışımlar da yapabilirsiniz. Bünyemiz güçlü ve sağlam olduğu sürece hastalıklara karşı zafer kazanmak ve sağlıklı bir hayat sürmek çok daha kolay olacaktır. Çay bitkisinin ilk keşfedildiği yıllarda daha çok ilaç olarak tedavilere yönelik olarak kullanılması da sağlık yönünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Kısaca, bir fincan çay hem farklı özellikleriyle sağlık deposu hem de lezzetli tadıyla günümüzü, sohbetlerimizi renklendiren , sıcaklığıyla bizi ısıtan çok keyifli bir içecektir.

25 Aralık 2017 Pazartesi

Karışım Çay Hazırlarken Çiçek Yaprakları




Bir yılı uğurlamak üzere olduğumuz 2017 yılının son haftasına girdik sonunda. Bu yılın son yazısını rengarenk çiçeklere ayırmak istedik. Farklı yeni karışımlar hazırlayıp, çiçeklerin hoş görüntüleriyle süslenen keyifli çaylarla merhaba diyelim istedik yeni gelen yıla.

Bize çay bitkisini sunan doğa; içtiğimiz beyaz, yeşil ve siyah çayla harmanlamamız için de farklı çiçek yapraklarını da sunuyor. Hem görüntüleriyle hem faydalarıyla birbirinden değerli çiçeklerle farklı aromalar elde edebiliriz. Hangi çeşidi içiyorsak bir tutam çiçek yaprağı eklemek yeterli olacaktır.

Bunlardan ilki Yasemin Tomurcukları. Bitki ekildikten yaklaşık 6 ay sonra bahar veya yaz aylarında çiçek açmaya başlar. Gerçek yaseminin oval, parlak yaprakları vardır ve çiçekleri hafif yapışkandır. Antioksidan özelliği ile yasemin çayı yaşlanmanın fiziksel etkilerini geciktirir. Pek çok diyetisyen tarafından diyet programlarına dahil edilmektedir çünkü tatlı tadı çay ya da kahveyi şekerli içenlerin şeker kullanmadan sıcak içecek içmesini sağlar ve yağ yakılmasını teşvik eder. Bağışıklık sistemini güçlendirir, depresyon belirtilerini azaltır.

Nergis çiçeğinin hikayesi eski Yunan Uygarlıklarında çok fazladır. Yunanca latin bir sözcük olan narkotik kelimesinden gelmektedir. Yarı tanrı bir avcı olan Narcissus ile peri efsanesine dayanmaktadır. Baş  ve mide ağrılarına iyi gelir. Migren hastalığında tavsiye  edilmektedir. Kabızlık sorununun tedavisinde ve mideyi rahatlatmada çok faydalıdır. Bir diğer faydası ise ateş düşürücü olmasıdır. 

Malvaceae familyasından olan ebegümeci deniz kenarlarına, bataklık ve nehir kenarlarına, rutubetli ortamlara özgü bir bitkidir. Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişen bitkinin Türkiye'de yalnızca ona yakın türü yetiştirilir. Yabani olarak yetişen bu bitki mor renkte çiçeklere sahiptir. Boğaz kuruluğuna iyi gelir, gastrit ülser tedavisinde kullanılır, mide ağrılarını hafifletir, cilde yumuşaklık verir, bağışıklık sistemini güçlendirir,  yatıştırıcı etkisi vardır.

Amerika merkez olmak üzere Avustralya’ya kadar dünyanın birçok yerinde yetişen, mor yaprakları olan Medine Çiçeği A, E ve B grubu vitaminler, selenyum gibi mineraller, proteinleri oluşturan 20 aminoasitten biri olan triptofan içerir ve bu; rahatlamayı, neşeli olmayı sağlayan serotonini etkiler, uykuyu düzenleyici melatoninin üretimini de sağlar ve cildi rahatlatıcı, iyileştirici etkileri olan allantoinler içerir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu güzel çiçek yapraklarına ve daha fazlasına online satış sitemiz olan www.teapot.com.tr den de rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

TEA&POT ailesi olarak hepimiz için çiçek yaprakları gibi rengarenk günlerle dolu yeni bir yıl diliyoruz.

17 Aralık 2017 Pazar

EFSANELERİN ÇAYI; OOLONG



Beyaz, yeşil ve siyah çay daha önceki yazılarımızda değindiğimiz çay çeşitleri. Bu yazımızda çay bitkisinden elde edilen ve ülkemizde de son dönemlerde ismini sıkça duymaya başladığımız Oolong çayından bahsedeceğiz.

En özet tanımla Oolong çayı, yeşil çaydan daha uzun süre, ancak siyah çaydan daha kısa süre oksidizasyon işlemine uğramış çay cinsindir. Oolong kelimesi ise Çince’den geliyor ve “siyah ejderha çayı” anlamına geliyor. Siyah ejder tanımı, yaprakların koyu yeşil renkli ve bir bütün olarak kıvrılmış olması, demlendiği zaman bu kıvrımların açılarak iri çay yaprakları haline dönmesi ile ilgilidir. Yeşil çay, siyah çaya dönüştürülürken çay yaprakları rengini değiştirmeye başladığı an oksidizasyon işlemi durdurulur ve yarı okside bir çay olarak Oolong üretilir. 

Oolong çayı ile farklı efsanelerden bahsedilir. Bunlardan en yaygın olanı şöyledir; Çinli bir çay çiftçisi, çay toplarken bir geyiğe rastlar, çay toplamayı bırakıp, onu avlamak için peşinden gider. Ertesi gün döndüğünde toplayıp bıraktığı çay yapraklarının kenar kısımlarının daha kırmızı ve okside olduğunu fark eder. Efsaneye göre farklı bir şekilde okside olan bu çeşidi fark eden çiftçinin adı “Oolong” dur. 

Oolong çayı, siyah çayların işlem gördüğü şekilde şiddetli parçalama içermeyen bir kıvırma işleminden geçirililer. Bu nedenle işlem sonrası  büyükçe kıvrılmış bir yaprağa, kahverengimsi bir renge, çok hafif yeşilimsi ve bakır rengi liköre sahiptir. Oolong çayı güçlü antioksidan etkisiyle vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor yönünden zengin olan oolong çayı çeşitli hastalıklara karşı vücudu güçlendirir ve metabolizma hızını yükselten oolong çayı yakılan kalori miktarını arttırarak kilo vermenize yardımcı olabilir. Kateşin bakımından zengin olan oolong çayı bu özelliği ile çeşitli kanser araştırmalarına konu olmuştur. Etkili bir ödem atıcı olarak sindirim sisteminizi rahatlatır. 

Bir tatlı kaşığı oolong çayınızı 85 derece su sıcaklığında 5-6 dk demlemeniz yeterli olacaktır. Oolong çayına ait birçok çeşit bulunmaktadır. Green dragon oolong çay, milk oolong çay, champagne formosa oolong çay, doi tung jin xuan oolong çay, orchid oolong bunlardan bazılardır.

Böylesine özel bir çayı mutlaka denemenizi tavsiye ediyoruz. Oolong çayı, lezzetli aroması ve faydalarıyla çok farklı bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor.




10 Aralık 2017 Pazar

Siyah Çay






Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve yeşil çayla ilgili kısa bilgiler vermiştik. Şimdi sıra siyah çayda. Kahvaltı sofralarımızın ve dost sohbetlerimizin vazgeçilmezi siyah çay ülkemizde de aynı dünyadaki gibi sudan sonra tüketilen en popüler içecek.

Çay bitkisinden elde edilen siyah çay üretiminde, Soldurma, Kıvırma, Oksidasyon, Kurutma ve Tasnif işlemleri uygulanır. Bu kadar çok işlemden geçen çay bitkisi tabi ki son işlemlerden sonra yeşil yapraklıdan siyah yapraklı bir çaya dönüşüyor.

Soldurma kısaca; sıcak hava ile suyu buharlaştırılarak azaltılan çay yaprağının, fiziksel olarak kıvırma işlemi için uygun hale dönüştürülme işlemidir.
Kıvırma; solmuş çay yaprağının ezilmesiyle hücre öz suyunun kıvrılmış yaprak yüzeyine yayılması ve oksidasyonun başlaması işlemidir.
Oksidasyon ile siyah çayda istenen renk, burukluk, parlaklık, koku ve aromanın oluşması sağlanır.
Kurutma; kıvrılmış ve fermente olmuş çay yaprağının, fırınlanarak nem oranını %2-4 seviyelerine indirme  işlemidir.
Tasnif; fırınlanan çayların standardı belirlenmiş eleklerden geçirilmek suretiyle incelik, kalınlık ve kalitelerine göre ayrılma işlemidir.

Her ne kadar burda böyle çok kısa olarak özetlesek de her bir işlem kendi içinde alt işlemlere sahiptir ve zaman alan uygulamalardır. Tabii ki bu kadar işlemden geçince çay bitkisinin sahip olduğu antioksidan oranı düşüyor ve kafein oranı artıyor. İşte tam bu sebepten ötürü siyah çay zindelik ve enerji veren bir çay çeşidi oluyor. Çok işlemden geçmesi tüm yararların gitmesi demek değil sadece daha azalmış olması demek. Siyah çaydaki tein aslında kafeinin bir çeşididir ve beyindeki yorgunluk hissiyle baş etmede etkili bir yardımcıdır. Gerilim ve endişeyi azaltmaya yardımcıdır.

Çay bitkisi yetiştiği yöreye göre farklı aromalara sahip olan bir bitkidir. İklim, toprak yapısı, yakınlarda yetişen diğer bitkilerin özellikleri vb. gibi faktörler neticesinde farklı yörelere ait siyah çaylar mevcuttur. Hindistan’da yoğun bir siyah çay üretimi vardır. Seylan, Assam, Darjeeling çaylarının hepsi siyah çay olmasına rağmen damakta bıraktıkları tat birbirlerinden çok farklıdır. Çin’in Yunnan çayının Keemun çayından farklı olması gibi. Kiminin daha yumuşak kiminin daha sert bir aroması vardır. Damakta bıraktıkları aroma farklıdır. Bu da çay deyip geçmemek gerektiğini gösteren kanıtlardan biridir aslında. Faydaları ortak olsa da bir yudumun ardından bıraktıkları lezzetlerle farklılıklar sunarlar siyah çay çeşitleri.

En güzeli farklı yörelerin siyah çaylarını kendimizin deneyimlemesidir. Böylece farklarını hissederek daha iyi anlayabiliriz. Çeşidi, yöresi her ne kadar farklı olsa da tek ortak nokta çay bitkisinin sunduğu sağlıklı ve keyifli yönleridir. Hepimiz için bol keyifli bir hafta olmasını diliyoruz.

kaynakça : birizbiz.com

4 Aralık 2017 Pazartesi

Çay ve Sağlık


Hoşgeldin 2017 yılının son ayı, Aralık. 

Yeni bir yıl yaklaşırken biz de bu yılın son yazılarında güzel şeylerden bahsetmek istedik. Sağlık hepimiz için çok önemli ve değerli düşüncesiyle bu ayın ilk yazısında çay ve sağlık ilişkisine değinmek istedik.

Çay bitkisi içerdiği bileşikler sayesinde tam bir sağlık deposu aslında. Az işlem görmüş beyaz ve yeşil çay çeşitleri tabi ki daha çok korumuş oluyor bu özelliklerini. İçerdiği polifenoller ve kateşinler sayesinde yüksek antioksidan oranına sahip olan çay bitkisi bu sayede kanser önleyici niteliklere sahip bitkilerden biri. Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA'yı oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlıklı hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdiler. Bu konuda yapılan araştırmaya ilişkin rapor, merkezi Chicago'da bulunan Amerikan Sağlık Birliği'nin yayın organı "Archives of Dermatology" de yayımlandı. 

Çay, doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunun azalmasına yardımcı olur. Böylece diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. 

Çaydaki tein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı attırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. 

Çayın dinlendirici özelliği vardır. Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindedir. Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırır. Bağışıklık sistemini güçlendiren çay bitkisi çinko, selenyum ve karoten de içermektedir.

Tabi bu kısaca değindiklerimiz çay bitkisinin en temel sağlıklı yönleri, detaya indikçe birçok farklı özelliğini görebiliriz. Yine de tüm özelliklerinin tek ve en önemli noktası bir fincan çayın hem sağlık hem keyif sunmasıdır.

Sağlıklı çay keyifleriniz bol olsun.

Kaynak : 
1. Michael Schweizer, Heriot-Watt Üniversitesi, Edinburg 
2. Archives of Dermatology, Amerikan Sağlık Birliği Yayın Organı, Chicago 

26 Kasım 2017 Pazar

Hoşgeldin Kış

Evet, artık havalar iyice soğudu. Soba, şömine, kalorifer bu soğuk günlerde evlerimizi ve bizi ısıtmak üzere harıl harıl çalışmaya başladı. Özellikle akşamları hem içimizi ısıtıcak hem de sağlığımıza katkıda bulunacak sıcak birşeyler içmek istiyoruz.

Tabii ki her dönemde olduğu gibi bu soğuk akşamlarda da bizleri bekleyen sıcak çay alternatifleri var. Antioksidan deposu beyaz çay ve yeşil çay, içeriğindeki polifenol bileşikler sayesinde vücut direncini artırır. Çeşitli baharatlarla ve kuru meyvelerle karışım yaparak farklı çay keyifleri yaşayabiliriz. Bakteri ve virüslerle savaşta antiseptik olan ve ağrı kesici özellikleri bulunan baharatlar kış mevsimi için en iyi alternatiflerdir. Bunlardan tarçın, karanfil, zencefil, kakule ve zerdeçal en çok tercih ettiklerimiz tabi ki. Çay bitkisi dışında çiçek ıhlamur, ekinezya çiçeği, adaçayı, papatya ve hibisküs gibi bitkilerin ve farklı meyvelerin kurusu da hem bağışıklık güçlendirici hem de antiseptik özelliktedirler. Farklı bitkileri karışım yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta bitkileri ve vücudumuzu tanımaktır. Çünkü bazı bitkilerin bazı rahatsızlıklarda kullanılmaması ve bazı bitkilerin birbiriyle karıştırılmaması hassas bir noktadır. Bilgiye ulaşmanın bir tık ötede olduğu zamanımızda bitkiler hakkında da bilgi edinmek çok da zor değil. Baharatlı karışımların olduğu çay çeşitlerini evinizde sıcak sütle demleyerek farklı lezzetler tadabilirsiniz. Online sitemizde de olan chai masala, rooibos chai gibi baharat karışımlarının yoğun olduğu çayları 2-3 dakika sıcak sütle kaynattıktan sonra süzüp faydalı bir sütlü çay eşlik edebilir soğuk günlere. Bizim de sık sık tükettiğimiz üç favori kış çayı karışımını sizlerle paylaşmak isteriz .

Damak tadınıza göre bir tatlı kaşığı yeşil çay veya beyaz çay, ikişer parça  olacak şekilde tarçın, zencefil, karanfil, portakal kurusu ve bir parça yıldız anason 200 ml sıcak suda 5 dk. demlenir ve süzülür.

Ekinezya çiçeğini tek başına demlemek bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için çok faydalıdır. İsteğe göre içine çok az karanfil ve tarçın da ekleyebiliriz.

Çiçek ıhlamur, ekinezya yaprakları, 2-3 karanfil, tarçın, zencefil karışımı da hem antiseptik özellikte hem de direnç arttırmaya yardımcı bir karışımdır.

Soğuk günlerde içimizi ısıtacak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye yardımcı birçok farklı karışım yapılabilir aslında ve içlerinden biri mutlaka sizin favori kış çayınız olmaya adaydır.

İzmir Çay Festivali


Geride bıraktığımız 3 günün ardından en tatlı ve keyifli yorgunluğu yaşıyoruz. Heyecanla beklediğimiz ve özenle hazırlandığımız İzmir Çay Festivali, Alsancak Tren Garının büyülü atmosferinde gerçekleşti.

Bizim dışımızda İzmir dışından gelen farklı çay firmaları vardı. Birlikte çaylar tattık, fikirler paylaştık, rakip değil dost olmayı, birlik olmayı konuştuk. Çünkü çay insanları birleştirir, kaynaştırır. Bunun ne kadar doğru olduğunu 3 gün boyunca bir kez daha deneyimlemek bizleri çok mutlu etti. Ayrıca bizleri görmek için özellikle festivale gelen TEA&POT dostlarıyla tekrar bir araya gelmek çok harikaydı. Festival boyunca bol bol tadım yapıldı. Çay atölyeleri, söyleşiler, dans ve konserler vardı. Hem eğlendik hem çayları konuştuk bol bol. Ülkemiz her ne kadar bir çay ülkesi olsa da farklı çay çeşitlerini hala yeni yeni tanıyoruz. Soran merak eden, deneyen, yorum yapan birçok çay sever geldi festivale. Bu tarz festivaller hem bilgilendiriyor hem eğlendiriyor. Organizasyonu düzenleyen Opra Team de canla başla çalıştı, herkesin taleplerine anında yanıt verdi. Çözümler buldu. Hem şehrimizde hem ülkemizde bu tarz festivallerin daha da artması dileğiyle az yazı çok resim diyoruz ve festivalden bazı kareleri sizinle paylaşıyoruz .
Ayrıca festival boyunca bizi ve misafirlerimizi dinlendiren masa ve sandalyelerimiz için sevgili ENA Chairs’e, Standımıza hayat enerjisi veren bitkilerimiz için sevgili Plantsta Botanik & Cafe’ye, Mükemmel tasarımları için sevgili Zeyn's Atelier’e ve harika Fotoğraflar için sevgili F:29 Visual’a ve Coffeel.izmir'e teşekkür ederiz
Güzel bir hafta olsun…