25 Aralık 2017 Pazartesi

Karışım Çay Hazırlarken Çiçek Yaprakları




Bir yılı uğurlamak üzere olduğumuz 2017 yılının son haftasına girdik sonunda. Bu yılın son yazısını rengarenk çiçeklere ayırmak istedik. Farklı yeni karışımlar hazırlayıp, çiçeklerin hoş görüntüleriyle süslenen keyifli çaylarla merhaba diyelim istedik yeni gelen yıla.

Bize çay bitkisini sunan doğa; içtiğimiz beyaz, yeşil ve siyah çayla harmanlamamız için de farklı çiçek yapraklarını da sunuyor. Hem görüntüleriyle hem faydalarıyla birbirinden değerli çiçeklerle farklı aromalar elde edebiliriz. Hangi çeşidi içiyorsak bir tutam çiçek yaprağı eklemek yeterli olacaktır.

Bunlardan ilki Yasemin Tomurcukları. Bitki ekildikten yaklaşık 6 ay sonra bahar veya yaz aylarında çiçek açmaya başlar. Gerçek yaseminin oval, parlak yaprakları vardır ve çiçekleri hafif yapışkandır. Antioksidan özelliği ile yasemin çayı yaşlanmanın fiziksel etkilerini geciktirir. Pek çok diyetisyen tarafından diyet programlarına dahil edilmektedir çünkü tatlı tadı çay ya da kahveyi şekerli içenlerin şeker kullanmadan sıcak içecek içmesini sağlar ve yağ yakılmasını teşvik eder. Bağışıklık sistemini güçlendirir, depresyon belirtilerini azaltır.

Nergis çiçeğinin hikayesi eski Yunan Uygarlıklarında çok fazladır. Yunanca latin bir sözcük olan narkotik kelimesinden gelmektedir. Yarı tanrı bir avcı olan Narcissus ile peri efsanesine dayanmaktadır. Baş  ve mide ağrılarına iyi gelir. Migren hastalığında tavsiye  edilmektedir. Kabızlık sorununun tedavisinde ve mideyi rahatlatmada çok faydalıdır. Bir diğer faydası ise ateş düşürücü olmasıdır. 

Malvaceae familyasından olan ebegümeci deniz kenarlarına, bataklık ve nehir kenarlarına, rutubetli ortamlara özgü bir bitkidir. Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’nın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişen bitkinin Türkiye'de yalnızca ona yakın türü yetiştirilir. Yabani olarak yetişen bu bitki mor renkte çiçeklere sahiptir. Boğaz kuruluğuna iyi gelir, gastrit ülser tedavisinde kullanılır, mide ağrılarını hafifletir, cilde yumuşaklık verir, bağışıklık sistemini güçlendirir,  yatıştırıcı etkisi vardır.

Amerika merkez olmak üzere Avustralya’ya kadar dünyanın birçok yerinde yetişen, mor yaprakları olan Medine Çiçeği A, E ve B grubu vitaminler, selenyum gibi mineraller, proteinleri oluşturan 20 aminoasitten biri olan triptofan içerir ve bu; rahatlamayı, neşeli olmayı sağlayan serotonini etkiler, uykuyu düzenleyici melatoninin üretimini de sağlar ve cildi rahatlatıcı, iyileştirici etkileri olan allantoinler içerir.

Yukarıda bahsettiğimiz bu güzel çiçek yapraklarına ve daha fazlasına online satış sitemiz olan www.teapot.com.tr den de rahatlıkla ulaşabilirsiniz.

TEA&POT ailesi olarak hepimiz için çiçek yaprakları gibi rengarenk günlerle dolu yeni bir yıl diliyoruz.

17 Aralık 2017 Pazar

EFSANELERİN ÇAYI; OOLONG



Beyaz, yeşil ve siyah çay daha önceki yazılarımızda değindiğimiz çay çeşitleri. Bu yazımızda çay bitkisinden elde edilen ve ülkemizde de son dönemlerde ismini sıkça duymaya başladığımız Oolong çayından bahsedeceğiz.

En özet tanımla Oolong çayı, yeşil çaydan daha uzun süre, ancak siyah çaydan daha kısa süre oksidizasyon işlemine uğramış çay cinsindir. Oolong kelimesi ise Çince’den geliyor ve “siyah ejderha çayı” anlamına geliyor. Siyah ejder tanımı, yaprakların koyu yeşil renkli ve bir bütün olarak kıvrılmış olması, demlendiği zaman bu kıvrımların açılarak iri çay yaprakları haline dönmesi ile ilgilidir. Yeşil çay, siyah çaya dönüştürülürken çay yaprakları rengini değiştirmeye başladığı an oksidizasyon işlemi durdurulur ve yarı okside bir çay olarak Oolong üretilir. 

Oolong çayı ile farklı efsanelerden bahsedilir. Bunlardan en yaygın olanı şöyledir; Çinli bir çay çiftçisi, çay toplarken bir geyiğe rastlar, çay toplamayı bırakıp, onu avlamak için peşinden gider. Ertesi gün döndüğünde toplayıp bıraktığı çay yapraklarının kenar kısımlarının daha kırmızı ve okside olduğunu fark eder. Efsaneye göre farklı bir şekilde okside olan bu çeşidi fark eden çiftçinin adı “Oolong” dur. 

Oolong çayı, siyah çayların işlem gördüğü şekilde şiddetli parçalama içermeyen bir kıvırma işleminden geçirililer. Bu nedenle işlem sonrası  büyükçe kıvrılmış bir yaprağa, kahverengimsi bir renge, çok hafif yeşilimsi ve bakır rengi liköre sahiptir. Oolong çayı güçlü antioksidan etkisiyle vücuttan zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor yönünden zengin olan oolong çayı çeşitli hastalıklara karşı vücudu güçlendirir ve metabolizma hızını yükselten oolong çayı yakılan kalori miktarını arttırarak kilo vermenize yardımcı olabilir. Kateşin bakımından zengin olan oolong çayı bu özelliği ile çeşitli kanser araştırmalarına konu olmuştur. Etkili bir ödem atıcı olarak sindirim sisteminizi rahatlatır. 

Bir tatlı kaşığı oolong çayınızı 85 derece su sıcaklığında 5-6 dk demlemeniz yeterli olacaktır. Oolong çayına ait birçok çeşit bulunmaktadır. Green dragon oolong çay, milk oolong çay, champagne formosa oolong çay, doi tung jin xuan oolong çay, orchid oolong bunlardan bazılardır.

Böylesine özel bir çayı mutlaka denemenizi tavsiye ediyoruz. Oolong çayı, lezzetli aroması ve faydalarıyla çok farklı bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor.




10 Aralık 2017 Pazar

Siyah Çay






Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve yeşil çayla ilgili kısa bilgiler vermiştik. Şimdi sıra siyah çayda. Kahvaltı sofralarımızın ve dost sohbetlerimizin vazgeçilmezi siyah çay ülkemizde de aynı dünyadaki gibi sudan sonra tüketilen en popüler içecek.

Çay bitkisinden elde edilen siyah çay üretiminde, Soldurma, Kıvırma, Oksidasyon, Kurutma ve Tasnif işlemleri uygulanır. Bu kadar çok işlemden geçen çay bitkisi tabi ki son işlemlerden sonra yeşil yapraklıdan siyah yapraklı bir çaya dönüşüyor.

Soldurma kısaca; sıcak hava ile suyu buharlaştırılarak azaltılan çay yaprağının, fiziksel olarak kıvırma işlemi için uygun hale dönüştürülme işlemidir.
Kıvırma; solmuş çay yaprağının ezilmesiyle hücre öz suyunun kıvrılmış yaprak yüzeyine yayılması ve oksidasyonun başlaması işlemidir.
Oksidasyon ile siyah çayda istenen renk, burukluk, parlaklık, koku ve aromanın oluşması sağlanır.
Kurutma; kıvrılmış ve fermente olmuş çay yaprağının, fırınlanarak nem oranını %2-4 seviyelerine indirme  işlemidir.
Tasnif; fırınlanan çayların standardı belirlenmiş eleklerden geçirilmek suretiyle incelik, kalınlık ve kalitelerine göre ayrılma işlemidir.

Her ne kadar burda böyle çok kısa olarak özetlesek de her bir işlem kendi içinde alt işlemlere sahiptir ve zaman alan uygulamalardır. Tabii ki bu kadar işlemden geçince çay bitkisinin sahip olduğu antioksidan oranı düşüyor ve kafein oranı artıyor. İşte tam bu sebepten ötürü siyah çay zindelik ve enerji veren bir çay çeşidi oluyor. Çok işlemden geçmesi tüm yararların gitmesi demek değil sadece daha azalmış olması demek. Siyah çaydaki tein aslında kafeinin bir çeşididir ve beyindeki yorgunluk hissiyle baş etmede etkili bir yardımcıdır. Gerilim ve endişeyi azaltmaya yardımcıdır.

Çay bitkisi yetiştiği yöreye göre farklı aromalara sahip olan bir bitkidir. İklim, toprak yapısı, yakınlarda yetişen diğer bitkilerin özellikleri vb. gibi faktörler neticesinde farklı yörelere ait siyah çaylar mevcuttur. Hindistan’da yoğun bir siyah çay üretimi vardır. Seylan, Assam, Darjeeling çaylarının hepsi siyah çay olmasına rağmen damakta bıraktıkları tat birbirlerinden çok farklıdır. Çin’in Yunnan çayının Keemun çayından farklı olması gibi. Kiminin daha yumuşak kiminin daha sert bir aroması vardır. Damakta bıraktıkları aroma farklıdır. Bu da çay deyip geçmemek gerektiğini gösteren kanıtlardan biridir aslında. Faydaları ortak olsa da bir yudumun ardından bıraktıkları lezzetlerle farklılıklar sunarlar siyah çay çeşitleri.

En güzeli farklı yörelerin siyah çaylarını kendimizin deneyimlemesidir. Böylece farklarını hissederek daha iyi anlayabiliriz. Çeşidi, yöresi her ne kadar farklı olsa da tek ortak nokta çay bitkisinin sunduğu sağlıklı ve keyifli yönleridir. Hepimiz için bol keyifli bir hafta olmasını diliyoruz.

kaynakça : birizbiz.com

4 Aralık 2017 Pazartesi

Çay ve Sağlık


Hoşgeldin 2017 yılının son ayı, Aralık. 

Yeni bir yıl yaklaşırken biz de bu yılın son yazılarında güzel şeylerden bahsetmek istedik. Sağlık hepimiz için çok önemli ve değerli düşüncesiyle bu ayın ilk yazısında çay ve sağlık ilişkisine değinmek istedik.

Çay bitkisi içerdiği bileşikler sayesinde tam bir sağlık deposu aslında. Az işlem görmüş beyaz ve yeşil çay çeşitleri tabi ki daha çok korumuş oluyor bu özelliklerini. İçerdiği polifenoller ve kateşinler sayesinde yüksek antioksidan oranına sahip olan çay bitkisi bu sayede kanser önleyici niteliklere sahip bitkilerden biri. Çay, vücutta metabolizma sonucu oluşan zararlı atık ve zehirli maddeleri azaltır. Bu olumlu etki, çaydaki (P) vitamini diye adlandırılan antioksidan özellikli fenolik bileşiklerden kaynaklanır. Bilim adamları, çayın içindeki polyphenols maddesinin kansere yol açabilen kimyasal etkenleri önleyici etki gösterirken, C ve E vitamini gibi, proteinleri ve DNA'yı oksitlenmenin meydana getirdiği hasardan koruduğunu, sağlıklı hücrelerin hasar görmesini önlediğini ve kanser tümörlerinin büyümesini durdurduğunu bildirdiler. Bu konuda yapılan araştırmaya ilişkin rapor, merkezi Chicago'da bulunan Amerikan Sağlık Birliği'nin yayın organı "Archives of Dermatology" de yayımlandı. 

Çay, doğal olarak florür içerdiği için, diş minesini kuvvetlendirir ve ağızdaki bakterileri kontrol altında tutarak plak oluşumunun azalmasına yardımcı olur. Böylece diş eti hastalıklarına karşı koruma oluşturur. 

Çaydaki tein, konsantrasyonu, uyanık ve isabetli olmayı attırabilir, tat ve koku alma duyularını güçlendirebilir. Ayrıca, hazım sağlayan sıvıları, böbrek ve karaciğer de dahil olmak üzere metabolizmayı uyarır ve böylece toksinlerin ve diğer istenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. 

Çayın dinlendirici özelliği vardır. Çaya özel teanin maddesi, beynin alfa dalgaları yaymasını teşvik eder. Bu dalgalar, uyuşukluk yapmadan dinlenme özelliğindedir. Kafein, sinir sistemini uyarır, damarların genişlemesini, kan devrinin hızlanmasını sağlar. Çay içenlerde zihin açıklığı olur. Ders çalışırken, kitap okurken verimliliği artırır. Bağışıklık sistemini güçlendiren çay bitkisi çinko, selenyum ve karoten de içermektedir.

Tabi bu kısaca değindiklerimiz çay bitkisinin en temel sağlıklı yönleri, detaya indikçe birçok farklı özelliğini görebiliriz. Yine de tüm özelliklerinin tek ve en önemli noktası bir fincan çayın hem sağlık hem keyif sunmasıdır.

Sağlıklı çay keyifleriniz bol olsun.

Kaynak : 
1. Michael Schweizer, Heriot-Watt Üniversitesi, Edinburg 
2. Archives of Dermatology, Amerikan Sağlık Birliği Yayın Organı, Chicago 

26 Kasım 2017 Pazar

Hoşgeldin Kış

Evet, artık havalar iyice soğudu. Soba, şömine, kalorifer bu soğuk günlerde evlerimizi ve bizi ısıtmak üzere harıl harıl çalışmaya başladı. Özellikle akşamları hem içimizi ısıtıcak hem de sağlığımıza katkıda bulunacak sıcak birşeyler içmek istiyoruz.

Tabii ki her dönemde olduğu gibi bu soğuk akşamlarda da bizleri bekleyen sıcak çay alternatifleri var. Antioksidan deposu beyaz çay ve yeşil çay, içeriğindeki polifenol bileşikler sayesinde vücut direncini artırır. Çeşitli baharatlarla ve kuru meyvelerle karışım yaparak farklı çay keyifleri yaşayabiliriz. Bakteri ve virüslerle savaşta antiseptik olan ve ağrı kesici özellikleri bulunan baharatlar kış mevsimi için en iyi alternatiflerdir. Bunlardan tarçın, karanfil, zencefil, kakule ve zerdeçal en çok tercih ettiklerimiz tabi ki. Çay bitkisi dışında çiçek ıhlamur, ekinezya çiçeği, adaçayı, papatya ve hibisküs gibi bitkilerin ve farklı meyvelerin kurusu da hem bağışıklık güçlendirici hem de antiseptik özelliktedirler. Farklı bitkileri karışım yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta bitkileri ve vücudumuzu tanımaktır. Çünkü bazı bitkilerin bazı rahatsızlıklarda kullanılmaması ve bazı bitkilerin birbiriyle karıştırılmaması hassas bir noktadır. Bilgiye ulaşmanın bir tık ötede olduğu zamanımızda bitkiler hakkında da bilgi edinmek çok da zor değil. Baharatlı karışımların olduğu çay çeşitlerini evinizde sıcak sütle demleyerek farklı lezzetler tadabilirsiniz. Online sitemizde de olan chai masala, rooibos chai gibi baharat karışımlarının yoğun olduğu çayları 2-3 dakika sıcak sütle kaynattıktan sonra süzüp faydalı bir sütlü çay eşlik edebilir soğuk günlere. Bizim de sık sık tükettiğimiz üç favori kış çayı karışımını sizlerle paylaşmak isteriz .

Damak tadınıza göre bir tatlı kaşığı yeşil çay veya beyaz çay, ikişer parça  olacak şekilde tarçın, zencefil, karanfil, portakal kurusu ve bir parça yıldız anason 200 ml sıcak suda 5 dk. demlenir ve süzülür.

Ekinezya çiçeğini tek başına demlemek bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için çok faydalıdır. İsteğe göre içine çok az karanfil ve tarçın da ekleyebiliriz.

Çiçek ıhlamur, ekinezya yaprakları, 2-3 karanfil, tarçın, zencefil karışımı da hem antiseptik özellikte hem de direnç arttırmaya yardımcı bir karışımdır.

Soğuk günlerde içimizi ısıtacak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye yardımcı birçok farklı karışım yapılabilir aslında ve içlerinden biri mutlaka sizin favori kış çayınız olmaya adaydır.

İzmir Çay Festivali


Geride bıraktığımız 3 günün ardından en tatlı ve keyifli yorgunluğu yaşıyoruz. Heyecanla beklediğimiz ve özenle hazırlandığımız İzmir Çay Festivali, Alsancak Tren Garının büyülü atmosferinde gerçekleşti.

Bizim dışımızda İzmir dışından gelen farklı çay firmaları vardı. Birlikte çaylar tattık, fikirler paylaştık, rakip değil dost olmayı, birlik olmayı konuştuk. Çünkü çay insanları birleştirir, kaynaştırır. Bunun ne kadar doğru olduğunu 3 gün boyunca bir kez daha deneyimlemek bizleri çok mutlu etti. Ayrıca bizleri görmek için özellikle festivale gelen TEA&POT dostlarıyla tekrar bir araya gelmek çok harikaydı. Festival boyunca bol bol tadım yapıldı. Çay atölyeleri, söyleşiler, dans ve konserler vardı. Hem eğlendik hem çayları konuştuk bol bol. Ülkemiz her ne kadar bir çay ülkesi olsa da farklı çay çeşitlerini hala yeni yeni tanıyoruz. Soran merak eden, deneyen, yorum yapan birçok çay sever geldi festivale. Bu tarz festivaller hem bilgilendiriyor hem eğlendiriyor. Organizasyonu düzenleyen Opra Team de canla başla çalıştı, herkesin taleplerine anında yanıt verdi. Çözümler buldu. Hem şehrimizde hem ülkemizde bu tarz festivallerin daha da artması dileğiyle az yazı çok resim diyoruz ve festivalden bazı kareleri sizinle paylaşıyoruz .
Ayrıca festival boyunca bizi ve misafirlerimizi dinlendiren masa ve sandalyelerimiz için sevgili ENA Chairs’e, Standımıza hayat enerjisi veren bitkilerimiz için sevgili Plantsta Botanik & Cafe’ye, Mükemmel tasarımları için sevgili Zeyn's Atelier’e ve harika Fotoğraflar için sevgili F:29 Visual’a ve Coffeel.izmir'e teşekkür ederiz
Güzel bir hafta olsun…

5 Kasım 2017 Pazar

Çay Kültürleri



Yüzyıllar öncesinde Çin’de keşfedilen çay bitkisi, şimdi ne kadar çok ülkede ve ne kadar farklı çeşitlerde içiliyor değil mi? Çin çayı, Japon Çayı, Fas Çayı, Türk Çayı ve daha onlarcası. Aslında içilen bitki ve yapılan çay keyfi her ne kadar ortak olsa da her ülkenin kendi kültürü doğrultusunda bir çay ritüeli oluşmuş.

Çin, çayın ve çay kültürünün doğduğu ve burdan bütün dünyaya yayıldığı yerdir, kendi kültürlerine özgü çay evlerine ve farklı çay çeşitlerinin elde edildiği çok geniş çay tarlarlarına sahiplerdir. Misafirlere çay ikram etmek bir gelenektir. Halkın sevdiği çay, bölgelere göre değişir. Her bölgenin de kendine özgü çay demleme yöntemi vardır. Çeşit çeşit çayın satıldığı pazarlar ve çay dükkanlarında insan kokular ve farklı aromalar içinde kendini kaybedebilir gerçekten de.

Japonya’da çaya bir sanat olarak ayrıca değer verilir, çay seremonileri çok özeldir. Çayın felsefesi ayrı bir öneme sahiptir. Özel çay evlerinde gerçekleştirilen seremonilerde öncelikli olan konukları en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır. Farklı çay varyetelerine sahip oldukları için Japon çaylarının yaprakları ve aromaları Çin çaylarına göre daha farklıdır, ağırlıklı olarak yeşil çay içilir. En popüler çaylardan biri olan matcha çayı yüksek sağlık özellikleriyle de birçok ülkeden tercih edilmekte ve çırpma yöntemiyle hazırlanmaktadır.

Çayla 17.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler için çay, zamanla çok popüler bir içecek oldu. Çayın ilk başlarda pahalı olması, yaygın bir içecek olmasını engelledi. Bu da çayı üst düzey toplantılara özgü bir şölen, prenslere ve asillere ayrılmış bir hediye haline getirdi. En çok tercih edilen çay bergamot esansı ile harmanlanarak hazırlanan bir siyah çay çeşidi olan Earl Grey’dir ve çayın yanında genelde süt de sunulur. Akşamüstü yapılan beş çayı buluşmaları İngiltere’de ayrı bir gelenek haline gelmiştir.

1900’lü yıllarda tam anlamıyla çay üretimi ile tanışan ülkemizde de bir fincan sıcak çayın ayrı bir önemi vardır. Sohbetlere eşlik eden, kışın içimizi ısıtan, rahatlatan bir fincan çay her durumda ikram edilebilir. Genel olarak siyah çay tüketilse de özellikle son dönemlerde yeşil çay ve beyaz çay çeşitleri de hayatımıza girmiştir. Farklı yörelerimizde demleme ve sunum çeşitliliğiyle de çay tarihine farklı katkılarımız olmuştur. Kıtlama yapmak, ince belli bardakta çay içmek ayrı bir keyiftir ülkemizde.

Her ülkenin çayı demlerken, sunarken ve içerken farklı gelenekleri vardır. Rusya’da her öğünde çay içilir. Fas’ta her çaya mutlaka bolca nane eklenir. Hindistan’da baharatların yoğun kullanıldığı çaylar popülerdir. Tibet’te acı çay içmek için saatlerce demleme yapılır. Ülkelerin çay geleneği farklılık gösterse de tüm gün boyunca bize eşlik eden çay aslında hayatımızın keyifli bir parçasıdır.




Çay Kitabı ( Kakuzo Okakura)

30 Ekim 2017 Pazartesi

Çayın Tarihi




Çay (Camellia Sinensis) bitkisi, ilk olarak milattan önce 2737 yılında, Çin'de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Zaman ilerledikçe suyla bir araya gelerek lezzetli bir içeceğe dönüşmüştür. İlk içilebilir halde kullanılması milattan önce 10. yüzyıla denk geliyor. Suyla birlikte keşfedilmesi hakkındaki en yaygın efsane Çin tıbbının ve farmakolojinin babası olarak bilinen İmparator Shen Nung’unkidir. Hikayeye göre, birgün ağaç gölgesinde dinlenen ve her zaman sıcak su içen Shen Nung, birkaç bitki yaprağının sıcak su dolu kazana düştüğünü görür ve bu suyu içen Nung tadını lezzetli, canlandırıcı ve ferahlatıcı bulur.İ mparator bu içeceğin ordusuna dinçlik vererek dayanıklılığını arttırdığını görür ve kullanılmasını teşvik eder. Bu dönemde yayılan bu mistik içecek Çinli Budist rahiplerin meditasyonlarında yer almaya başlar. Bu rahiplerin Japonya’ya geçmesiyle içecek burada da yayılmaya başlar.

Ve böylece günlük bir içecek olarak çay dünyaya yayılmaya başladı.Bu dönemde İpek yolunda Ortadoğu’ya çay ve porselen de taşınıyordu. Ruslar 18.yüzyıla kadar develerle çayları ülkelerine taşıyorlardı. Sibirya demiryolundan sonra yılda 200-300 tren Japon çayını Rusya’ya taşıyordu. Çay, Avrupa’ya ise Portekiz ve Hollandalı tüccarlar sayesinde yayılır. Çay, Avrupa’da ilk 1559 da duyulur. 1650’ler de ise artık Çin porselen demlikleri Avrupa’dadır. O dönemde Avrupa’da ki içme suyu sıkıntıları yüzünden sadece kaynatılmış su yada bira tüketilmesi de çayın bu coğrafyaya yayılmasına katkı sağladı.18. yüzyıldan sonra Avrupa’da kahvelerin yanında büyük bir patlamaya geçen çay bahçeleri ise görünüş bakımından adeta şehirlerin içinde bir cennet gibilerdi. 19.yüzyılda artan talep üzerine çayın Hindistan’da da üretilmesi üzerine çay zenginlik belirten bir içecek olmaktan çıkıp halka yayıldı. Farklı dönemlerde yapılan ve yarım kalan denemelerin ardından 1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir. Yapılan çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanılmıştır.

Her ülkeye farklı hikayelerle giriş yapan çay bitkisi kısa sürede farklı çay kültürleri ile en çok tercih edilen içeceklerden biri olarak hayatlarımızdaki yerini almıştır. 

Hikayeler ve kültürler farklı olsa da bir fincan çayın verdiği keyif ve lezzet tüm kültürlerde ortak olsa gerek…

☕️ 🌿

**Kaynaklar: 
*Okakura Kakuzo Çay Kitabı
*DR.PENNY STANWAY/ ÇAY MUCİZE GIDALAR

16 Ekim 2017 Pazartesi

Meditasyon ve Çay



O kadar yoğun ve hızlı yaşadığımız bir zamandayız ki çoğu zaman anı yaşayamadan bir bakıyoruz ki günler, aylar geçiyor. Ve öyle bir noktaya geliyoruz ki ruhumuzu dinlendirmek, beynimizi rahatlatmak ve kendimize zaman ayırmaya ihtiyacımız oluyor. Aslında ruhumuzu dinlendirecek farklı aktiviteler bizim en büyük destekçimiz, meditasyon da bunlardan biri.

Meditasyon, bedenin kendi içsel aklının yeniden keşfedilmesinin bir yoludur. Binlerce yıldır uygulanan meditasyon, zihni sessizliğe zorlamak değil, zaten orada var olan sessizlik ve dinginliği bulmak ve onu yaşamımızın bir parçası kılmaktır. Her gün düzenli meditasyon yaparak, zihnimize ve bedenimize huzuru, sükuneti, sakinliği ve dinginliği kazandırabilir ve böylelikle kendimiz için daha çok sevgi, memnuniyet ve tatminle dolu bir hayat yaratabiliriz.

İşte bu özel anlara eşlik edecek bir fincan lezzetli çay da yıllar öncesinden itibaren meditasyonla yakın ilişkidedir. Nasıl ki çay gün boyu farklı anlarımıza eşlik ediyorsa, meditasyon yaparken de rahatlamamıza yardımcı olur. Dünyaca ünlü Avustralyalı şair Peter Altenberg “ruh banyosu” sözüyle aslında çay için en güzel tanımlamayı yapmıştır. Çay kendimiz ve etrafımızdakiler arasında bağ kurabilir. Gevşemeye yardımcı olur, sakinleştirir, anda kalmamıza yardımcı olur.

Gün içinde hepimiz birçok sefer çay içiyoruz ama çoğu zaman ne içtiğimizi bile fark etmeyecek kadar beynimiz dolu oluyor. Sevdiğimiz bir çay çeşidini belirlemek, onu demlemek, demlenmesini beklemek ve sonra keyifle içmek ve tüm bu süreç boyunca geçmişi ve geleceği düşünmemeye çalışarak, o andaki çay keyfinin tadını çıkarmaya çalışmak en kısa süreli meditasyonumuz olabilir aslında.


Çayınızı seçin, yudumlayın ve sizi rahatlatmasına izin verip keyfini çıkarın.

8 Ekim 2017 Pazar

Çakralar ve Çayların Etkileri



İki kelimenin de sözlük anlamını bilenler, belki de nasıl birbirleriyle bir ilgisi olabilir ki diyebilir çakralar ve çayların. Bizce öncelikli olarak ortak noktaları ikisinin de ruhani ve felsefi dünyayla bağlantılı olması. Daha önceki yazılarımızda çayın felsefesine değinmiştik. Bu yazımızda da farklı kaynaklardan yardım alarak çakralar ve çaylardan biraz bahsedelim istiyoruz.

Çakralar, Sanskritçe döngü, girdap anlamına gelen, vücudumuzun 7 farklı kısmında bulunan enerji bölgelerinin, gökkuşağının 7 rengi ile sembolize edilen psikospiritüel ana bağlantı noktalarıdır. İnsan bedeninde, çakra olarak bilinen; yedi temel enerji merkezi bulunmaktadır. Bu enerji merkezleri; hormonal salgı bezleri ve büyük sinir ağlarının üzerinde bulunmaktadır. Çakraların aktive edilmesi yoga ile daha kolay ve daha sağlıklı olmaktadır. Yoga asanalar ve nefes teknikleri ile çakralar aktive edilir. Çakralar ne kadar açıksa, enerji akımı da o kadar fazladır ve kişi o kadar sağlıklıdır.

Çakraları açmak için neler yapılmalı diye araştırırken birçok yöntem öğrenebiliyoruz aslında. Ve bu yöntemlere eşlik eden hatta etkilerini arttıran rahatlatıcı, sakinleştirici, metabolizmayı güçlendirici, toksin atıcı çaylar tam da bu noktada çıkıyor karşımıza. Bitkiler aromaterapide de kullanıldığı gibi farklı etkileri ve özellikleri ile her zaman olduğu gibi çakralarımızın sağlıklı olarak çalışması için de bizlere yardımcı olabiliyor.

Çakralar için içilebilecek çayları araştırdığımız zaman aşağıdaki önerilerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz .
1 Kök Çakra / Root Chakra / Muladhara
Birinci çakra olarak kabul edilen kök çakranın rengi kırmızıdır. İçgüdüler, güvenlik, hayatta kalma ve temel insani ihtiyaçlarla ilgilidir. Kırmızı renkli ve fiziksel enerji verecek çaylar tercih edilebilir. Rooibos çayını sade olarak ya da hibisküs,zencefil,tarçın veya kuru çilek ekleyerek içebilirsiniz.

2. Sakral Çakra / Sacral Chakra / Svadhishthana
İkinci çakra olarak kabul edilen sakral çakranın rengi turuncudur. Yaratıcılık, ilişkiler, şiddet, bağımlılık, temel duygusal ihtiyaçlar ve zevkler ile ilgilidir. Yeşil çayınızı mandalina, portakal kuruları, zencefil katarak içebilirsiniz.

3. Güneş Sinir Ağı / Solar Plexus / Manipura
Üçüncü çakra olarak kabul edilen Solar Plexus çakrasının rengi sarıdır. Metabolizma, sindirim sistemi, korku, heyecan, içe dönüş, temel ve karmaşık duygu değişimleri, özsaygı ve özgüven gibi konularla ilgilidir. Antioksidan oranı yüksek olan beyaz çay veya mate çayını sade olarak ya da limonotu, zencefil ile karıştırarak içebilirsiniz.

4. Kalp Çakrası / Heart Chakra / Anahata
Dördüncü çakra olarak kabul edilen kalp çakrasının rengi yeşildir. Merhamet, hassasiyet, koşulsuz sevgi, denge, reddetme ve refah duyguları ile ilişki içindedir. Bağışıklık sistemi, endokrin sistemi, kalp ve solunum yolları gibi konularla ilgilidir. Metabolizmamızı güçlendirmeye yardımcı olarak yeşil çayı, yasemin çiçekleri, gül yapraklarıyla birlikte içebiliriz.

5. Boğaz Çakrası / Thorat Chakra / Visuddha
Beşinci çakra olarak bilinen boğaz çakrasının rengi mavidir. Bu çakra, tiroid bezlerine paralel bir konumda, boğaz kısmında bulunur. Dinleme, konuşma, büyüme, kendini ifade etme gibi konularla ilgilidir. Ekinezyayı tek başına ya da beyaz çay veya yeşil çayımızı biraz lavanta veya papatya ile karıştırarak içebiliriz.

6. Üçüncü Göz / Third Eye / Ajna
Altıncı çakra olarak bilinen Üçüncü Göz’ün rengi çivit mavisidir. İki kaşın arasında, epifiz bezi ile ilişikte bir konumdadır. Kendini anlama, düşleme, algı, sezgi, durugörü gibi psişik konularla ilgilidir. Beyaz veya yeşil çayımızı kuru hindistancevizi parçaları, az miktarda vanilya çubuğu veya yasemin çiçekleriyle karıştırıp içebiliriz.

7. Taç Çakra / Crown Chakra / Sahasrara
Yedinci ve son ana çakra olan taç çakranın rengi menekşe morudur. Başımızın tepesindeki en yüksek ve orta noktada bulunur. Vücudun; beyin, kafatası, beyin zarı ve hipofiz bezi gibi kısımları ile ilişkidedir. Meditasyon çayı, beyaz çay ve gül veya lavanta karışımı gibi bizi rahatlatacak çayları tercih edebiliriz.

Tabi ki bu konuda uzman yorumlarını da öncelikle dikkate almamız gerekiyor. Çünkü çakralarımızın sağlıklı olabilmesi ve çalışabilmesi için önerilen tüm yöntemleri bir bütün olarak uygulayabilirsek daha olumlu sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz.

Güzel bir hafta dileğiyle

2 Ekim 2017 Pazartesi

Yoga ve Çay



YOGA VE ÇAYLA YENİLENELİM …

Yeni bir aya merhaba derken aslında değişken bir hava, farklı sıcaklıklar ve tabi ki ruhsal yapımızda ani değişkenliklere merhaba diyoruz. Gündüz güneşli ve sıcak bir hava varken, enerjimiz yüksekken, akşam serin hatta soğuk bir hava ve erken başlayan karanlıkla bir anda sıcaklık gibi hislerimiz de aniden değişebiliyor.

Olsun, çaresiz değiliz; yoga ve meditasyon ve bir de sonrasında keyifli sıcacık bir çayla herşeyin üstesinden gelebiliriz. Yoga ve çayın en temel ortak noktası rahatlatma özellikleridir. Özellikle bazı çay çeşitleri rahatlatıcı, sakinleştirici, toksin atıcı gibi özellikleriyle yoga ve meditasyonun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Kaynakların ışığında özetlemek gerekirse; Yoga, kişinin daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için zorunlu olan birtakım zihinsel ve fiziksel disiplinleri kapsıyor. Yoganın zihinsel disiplinleri içerisinde yer alan meditasyon ise kişinin daha bilinçli, daha sessiz ve sakin bir yaşam sürmesini amaç ediniyor. Yani meditasyonun yoganın alt basamağı olduğunu ve yoganın aynı zamanda meditasyonu içerdiğini söyleyebiliriz.

Yoga, Hindistan’da neredeyse yaşam için bir rehberdir, bir hayat pratiğidir. Çay da bu pratiği geliştirmenin doğal bir yolu haline gelmiştir. Kaynaklardan incelediğimiz zaman Budist rahipler yüzyıllar öncesinde meditasyon ve dualarına destekleyici olarak çayı yaygın bir şekilde kullanmıştır. Lezzetli ve hoş kokulu bir çay gevşeyip rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Özellikle bazı baharatlar toksin atıcı, enerji verici, rahatlatıcı etkileri sebebiyle siyah, yeşil ve beyaz çaylarla karıştırılarak günümüzde yoga sonrası çayları olarak tüketilmektedir. Bu baharatlar kakule, zencefil, karanfil, karabiber ve tarçındır. Kakule ve zencefilin ruhsal saflığı sağladığına inanılır. Tane karabiberler kanı ve karaciğeri temizlemede, kakule sindirimi kolaylaştırmada, karanfil sinir sistemimizi dengelemede, tarçın kemiklerimizi güçlendirmede ve son olarak zencefil soğuk algınlığından korunmakta yardımcı baharatlardır.

Yoga ve meditasyon sonrası ruhunuzu ve vücudunuzu hoş ve lezzetli bir çayla ödüllendirmek isterseniz, bizim size tavsiyelerimiz chai masala, rooibos chai ve meditasyon çaylarımız olacaktır.


Huzurlu bir hafta dileğiyle ….

25 Eylül 2017 Pazartesi



Son zamanlarda bağışıklık sisteminin hayatımızdaki önemine daha çok değer vermeye başladık. Nasıl değer vermeyelim ki? Hastalıklardan korunabilmek ve daha sağlıklı ve uzun bir hayat için en önemli kriter bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktan geçiyor.

Bir çoğumuz tam da bu sebeple beslenmemize ve yaşam koşullarımıza elimizden geldiğince dikkat etmeye çalışıyoruz. Kısaca bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, bakteri, virüs ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür. 

Vücuda alınan besinler enerji için oksijenle yandığında serbest radikaller yani oksijen içeren son ürünler oluşur. Serbest radikaller hücre ve dokularda çoğaldığında DNA yapısında hasara neden olur. Ayrıca sigara, hava kirliliği, radyasyon vb.  nedeniyle de serbest radikaller artar. Artış durumunda kanser, kalp-damar hastalıkları, artritler vb. sağlık sorunları oluşur. Besinlerle birlikte aldığımız antioksidanlar vücuttaki serbest radikallere karşı savaşırlar. Serbest radikallerin yarattığı olumsuz etkinin önlenmesi ve etkisinin en aza indirilmesi için yeterli miktarda antioksidan tüketilmelidir.

Birazcık terimlere dayalı konuşmak gerekirse, çay türlerinin bileşenleri arasında polifenoller çok önemli bir yer tutar ve kuru çayın yaklaşık % 36’sını oluşturmaktadır. Taze yeşil çay yaprağının diğer bileşenleri kafein, proteinler, amino asitler, karbonhidratlar, lipidler, vitaminler (B vitamini) ve minerallerdir. Çay ayrıca A, K, C, B vitamini, β karoten ve florür içerir.Aslında özet olarak çay bitkisi yapısal özelliği gereği doğal olarak bir antioksidan kaynağıdır. Az işlem görmüş beyaz çayda en yüksek seviyededir.Ama yeşil çay ve siyah çay çeşitleri de içerdiği bileşenleri sayesinde serbest radikallerle savaşta oldukça etkindir. Çay bitkisinde bulunan antioksidanların bir grubu olan flavonoidler, kanser hücrelerinin büyümesini engellediği ve yenilerinin oluşmasını önlediği, yine içerdiği antioksidanlar nedeniyle antibakteriyel, antiviral etkiye sahip olduğu, diğer bir antioksidan grubu olan kateşinlerin kolesterolü düşürdüğü bulunmuştur. Siyah çayın içerdiği theaflavinlerin, yeşil çaydaki kateşinlerle aynı antioksidan etkiye sahip olmaları nedeniyle her iki çay grubunun da sağlık açısından eşit etkiye sahip oldukları bildirilmektedir. Yukarıda bahsi geçen ve daha farklı bileşenleri ile çay bitkisi günlük rutinimizde muhakkak yer vermemiz gereken bir içecektir.

“Çay dünyanın gürültüsünü unutmak için içilir” demiş T’lenYi Heng ve çayı “ruh banyosu” diye tanımlamış Avusturyalı yazar ve şair Peter Altenberg (1913) yıllar önce. Bu da gösteriyor ki fiziksel özellikleri kadar ruhsal özellikleri ile insanlığa sunduğu olumlu etkileri eski zamanlardan beri biliniyor çay bitkisinin. Aslında sağlıklı olmak derken hem fiziksel hem ruhsal açıdan bir bütün olarak sağlıklı olmak değil midir en önemli olan?

İşte çay bitkisi de birçok farklı çeşidiyle sağlıklı bir hayat yaşama serüvenimizde hem sağlık hem huzur sunan bir içecek olarak bizleri bekliyor.

Sağlıklı ve keyifli günleriniz olması dileğiyle …

♥︎

17 Eylül 2017 Pazar

AYIN ÇAYI , EYLÜL KARIŞIMI …



Sonbaharın ilk ayı olan Eylül ayının ortasına geldik. Mevsim değişiklikleri ilk olarak gündüz ve gece arasında artan ısı farklarıyla kendini göstermeye başladı.

Bu da demek oluyor ki artık vücut direncimizi arttırmak için daha titiz davranmamız gerekiyor. Özel çay karışımları bizlere bu yolda geniş seçenekler sunuyor. Bu seçeneklerden biri bağışıklık sistemimizi güçlendiren en popüler karışımlarımızdan olan Eylül çayı.

Bir Güney Afrika bitkisi olan Rooibos, Paraguay çayı olarak bilinen Mate, Seylan çayı, ekinezya yaprakları, portakal kabukları ve meyve parçacıkları ile harmanlanan Eylül çayı hem dinçlik veren hem antioksidan kaynağı, içimi çok lezzetli bir çay çeşididir. 

Ülkemizde “kırmızı çay ve kızıl çay” olarak bilinen rooibos çayı, Güney Afrika’ya özgü “kızıl çalı”dan elde edilmektedir. Kırmızı rooibos çayı tatlıdır, antioksidan bakımından oldukça zengin olan rooibos çayında kafein yoktur ve tanen oranı oldukça düşüktür. Rooibos’daki yüksek antioksidan oranı vücudun iç savunma sistemlerini hastalığa karşı arttırır. Rooibos içeriğinde yer alan C Vitamini, karotinoid, flavonoid ve farklı etken maddeler sayesinde serbest radikalleri etkisiz hale getirmekte ve böylece vücudu çeşitli hastalıklardan korumaktadır.

Güney Amerika’ya özgü küçük bir ağaç olan “Yerba Mate”nin yapraklarından elde edilen mate çayı kafein ve teobromin gibi uyarıcılar içermektedir. 

Faydalarından bazıları;

-Alerjilere karşı kullanılır
-Vitamin bakımından zengindir
-Antioksidandır
-Canlılık verir
-Kalbi güçlendirir
-Bağışıklık sistemini güçlendirir
-İltihap önleyici özelliği vardır

Ekinezyanın çiçeği, yaprakları ve kökü kullanılabilir. En sık kullanıldığı durumlar enfeksiyonlara karşı ve grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşıdır. Soğuk algınlığına karşı iyi gelir, antiseptik özelliği vardır. Boğaz ağrısına iyi gelir, kuru öksürüğü geçirir, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Eylül karışımındaki az miktardaki seylan çayı dinçlik ve zindelik vermekte etkili olurken, içindeki kuru meyve parçaları ile vitamin desteği sağlamaktadır.

Hem hoş ve yumuşak aroması hem de etkin bir şekilde bağışıklık sistemini güçlendirme özelliği ile sonbahar ve kış mevsimi süresince bol bol Eylül çayı ile çay keyfi yapmanızı tavsiye ediyoruz. 


Biz şimdiden Eylül çayımızı yudumlamaya başladık bile…

10 Eylül 2017 Pazar

Sonbahar Çiçekleri ve Çay




“Sonbaharda çiçeklerden bahsetmek iyi gelir. İnsanın içini ilkbahardaymış gibi ümitle doldurur.”
Ne güzel söylemiş Paulo Coelho…

Çiçeklerden, bitkilerden bahsetmek ve hatta yeni bir mevsime bir fincan bitki çayıyla merhaba demek güzel bir moral desteği olabilir. Doğada sarı ve kırmızı tonlarının yoğunlaştığı sonbahar mevsiminde serinleyen hava ile bitki örtüsünün gelişimi duraksar. Ardından yaklaşan soğuklar, tüm doğayı yoğun bir dinlenme dönemine alır. Her şeye rağmen hala bizler için farklı çiçek seçenekleri mevcuttur.

Çay bitkisi çok farklı çeşitleriyle her mevsim için lezzetli seçenekler sunuyor aslında. Peki sonbaharda hangi çeşitleri tercih etmeliyiz? Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek en önemli nokta çünkü gerek kapalı ortamlarda daha çok vakit geçirmek gerekse artan gece gündüz ısı farkı gibi sebeplerle soğuk algınlıklarının yaygınlaşması bu dönemde başlıyor.

Chai baharatlı karışım çayları tercih edebiliriz. Kakule, karanfil, tarçın ve zencefil baharatlarının karışımına genel olarak chai denir. Beyaz çay, yeşil çay veya kırmızı çayla yapılacak chai karışımları hem soğuk günlerde içimizi ısıtır hem de içeriğindeki bileşenler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirir.
Bağışıklık sistemi güçlendiren çay çeşitlerinden bir sonraki yazımızda detaylı bahsedeceğiz. Hala ılık havalar hakimken sonbaharda doğanın bizlere sunduğu bitkilerden konuşalım istiyoruz biraz daha ..

Mesela medine çiçeği hem şirin görüntüsüyle hem de faydalarıyla sonbaharla birlikte bizlere merhaba diyor. Ponpon şeklinde olan mor ve beyaz renkli çiçekleri en çok sonbaharda açar. Yazdan sonra havalar serinlemeye başlayınca, tercih edilen çiçeklerin başında gelir. Ateş düşürmede, eklem ağrılarını gidermede ve boğaz içi yaralarını iyileştirmede yardımcıdır. Tek başına ya da karışımlarda az miktarda kullanarak çayını tüketebilirsiniz.

Portakal nergisi de turuncu rengiyle en çok sonbaharda çiçeklenmeye başlar. Bol miktarda C vitamini içeren ve aynısafa ismiyle de bilinen bu bitki bademcik iltihabı ve sinüzit rahatsızlıklarında olumlu etkiye sahiptir.

Hem hoş renkleri hem de faydaları ile bu iki çiçeğin kuru yapraklarını biz de karışımlarımızda kullanıyoruz. Tabi ki sonbaharda bizlere hem görsellik hem faydalar sunan daha bir çok çiçek var.
Bunlardan bazıları sıklamen, kasımpatı, yıldız çiçeği, zinya, açelya, kozmos, Atatürk çiçeği ve kadife çiçeğidir.

Sonbahar yazın kavurucu günlerinden sonra biraz uzak kaldığımız bir fincan sıcak çaya tekrar merhaba dediğimiz bir mevsimdir. İster bir kitap eşliğinde ister güzel bir dost sohbetinde keyifli çay saatleri yaşayacağımız günlere merhaba diyelim hep birlikte...


  

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Şeftalili Beyaz Çayla Yenilenin …



Bu hafta sonbaharın ilk ayı olan Eylül’e merhaba diyeceğiz. Aşırı sıcak geçen yaz günlerinin ardından biraz daha ılık bir havayla rahatlayacağız.

Mevsim değişiklikleri de yavaş yavaş vücudumuzdaki etkilerini göstermeye başlayacak. Sağlıklı beslenme, spor ve pozitif düşüncelerle bu etkileri en olumlu şekilde yaşamak bizlerin elinde tabi ki.
Beyaz çay hücre yeniliyeci, zindelik verici, metabolizma hızlandırıcı ve toksin atıcı özellikleriyle bu dönemlerde tam da bizim aradığımız içecek olmaya aday bir çay çeşidi.

Beyaz çay, çay bitkisinin en saf ve doğal hali olarak diğer çay çeşitlerine göre daha fazla etkin madde içerir. Antioksidanların bir grubu olan kateşin ve flavonoidler bakımından oldukça zengindir. Daha önceki yazılarımızda beyaz çay ve özellikleri konusunda detaylı bilgiler bulabilirsiniz.

Şeftalili beyaz çay karışımında beyaz çay yapraklarının yanı sıra doğal olarak kurutulmuş küçük şeftali parçaları da içermektedir. Eski çağlarda Çin’de uzun yaşamın ve ölümsüzlüğün sembolü olarak önemli bir yere sahip olan şeftali bol miktarda C vitaminin yanı sıra A ve B vitamini, magnezyum, potasyum ve kalsiyum açısından da oldukça zenginfreedir. Şeftali antioksidanlar açısından da iyi bir besin kaynağıdır. Kanda biriken toksinlerin atılmasını sağlayarak kanı temizler.

Çay bitkisi yapısı gereği kokuyu ve aromayı çok çabuk absorbe etme özelliğine sahiptir. Tea&Pot olarak karışımlarımızın içinde, içeriğinde yazan çeşitlerin hepsi birebir yer almaktadır. Çay bitkisi son aşamasında farklı bitki, meyve veya baharat çeşitleriyle harmanlanıp aynı zamanda bu malzemeler ile tütsülenerek kurutularak doğal yollarla aromalandırılmaktadır. Yani şeftalili beyaz çayımızı tamamen doğal bir çay olarak gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.

Sağlık açısından birçok olumlu özelliklere sahip olan bu ikilinin bir araya gelmesiyle yumuşak içimli ve hafif tatlı bir aromaya sahip güzel bir karışım ortaya çıkıyor. Hem ılık hem de soğuk olarak tüketebilirsiniz. Kafein oranı yok denecek kadar az olduğundan akşamları da rahatlıkla tercih edilebilir.

Hem sağlıklı hem de hafif bir çay içmeyi tercih edenlerdenseniz şeftalili beyaz çay güzel bir çay keyfi sunmak için sizleri bekliyor…

20 Ağustos 2017 Pazar

Çay ve Tein




Kahve ve kafein ilişkisi denildiği zaman hepimizin kafasında az da olsa birşeyler beliriyor. Peki çay ve tein denildiği zaman? Nasıl yani çayda da mı kafein var diyenler oluyor hemen. Tabi ki normal sınırlarda kalındığı zaman kafein de çok zararlı diyemeyiz. Hatta gün içinde hepimizin ihtiyacı oluyor kafeine. Kafein ile karşılaştırıldığında bitkisel özelliğinden dolayı çaydaki tein daha masumdur.

Çoğumuzun vazgeçilmezidir bol köpüklü bir türk kahvesi ve aynı zamanda hem güne merhaba derken kahvaltımızda hem de gün içinde içtiğimiz sıcacık çaylar…

Tavsiye edilen ölçüleri aşmamak kaydıyla her birinin ayrı bir keyfi ve ayrı bir tadı vardır.

Kafein; tein, matein, guaranin gibi isimlerle de anılan ve başlıca kahve, çay, kolalı içecekler ve az miktarda da kakaoda bulunan alkali bir kimyasal maddedir.

Aslında tein ve kafein kimyasal yapılarına bakıldığı zaman özdeştir. 

Bir fincan çayda 30 mg kafein bulunmaktadır. Kahve çeşitleriyle karşılaştırırsak bir fincan kahvede 100 mg a kadar çıkmaktadır kafein oranı. (Türk kahvesi:60 mg, Espresso:100 mg, Filtre Kahve:100 mg) Eczacılar Birliğinin önerdiği günlük kafein tüketim miktarı da 300 mg.dır.

Ancak çay bitkisinin yapısı sayesinde tein etkileşim olarak bazı farklılıklara sahiptir.
  • Beyaz ve yeşil çay gibi çok az işlem görmüş çay çeşitleri özellikle de demleme koşullarını tam uyguladığımız zaman çok az miktarda kafein içermektedir. Daha az demlemek, aşırı kaynar su kullanmamak tein oranını etkileyen en önemli faktörlerdendir.
  • L-teanin, çay bitkisinde bulunan bir amino asit (proteinleri oluşturan temel yapı taşları) olarak stresi azaltır ve rahatlama sağlar. Kafeinle uyumlu bir şekilde etkileşime girer ve vücuda dinçlik verirken aynı zamanda da yatıştırır. 
  • Çay bitkisinde yüksek oranda bulunan antioksidan kafein emilimini yavaşlatır. Böylece yüksek oranlı bir kafein almazsınız ama kafeinin vücuda verdiği dinçlik ve dinamiklik özelliklerini daha faydalı bir şekilde almış olursunuz.
Kahvedeki kafein beyin sinir hücrelerini uyararak ve hatta biraz da sinirleri gererek ayılmışlık ve canlanmışlık duygusu verirken; çaydaki kafein (tein) L-teanin le de etkileşime girerek sinirleri uyarmaz; gevşetir ve rahatlatır. Ruhu dinlendirir ve daha zinde hissetmemizi sağlar.

Kahvedeki kafeinin vücuttaki etkisi 2 saat sonra kaybolur ve tüm yorgunluğumuz kaldığı yerden kendini gösterirken; çaydaki kafeinin etkisi gerçek rahatlama ile sonuçlanır.

Çay bitkisi gördüğü işlemlere göre sınıflandırılmakta olup her bir sınıfın ayrı özellikleri vardır. En az işlem görmüş çay çeşitlerinde yok denecek kadar azdır kafein miktarı.Yine de tüm çay sınıfları için konuşacak olursak hepimizin ihtiyaç duyduğu kafein oranı çayda masum seviyelerdedir.

Kafein içeriğine göre en azdan en fazlaya göre çay çeşitlerinin sıralaması ise şöyledir;
Beyaz Çay < Yeşil Çay < Oolong Çayı < Siyah Çay

Keyifli ve dinlendirici çaylar içmeniz dileğiyle …

14 Ağustos 2017 Pazartesi

BİR FİNCAN SAĞLIK




KANSER ÖNLEYİCİ: Beyaz çay, kanser yapan hücrelere ve kolon, prostat, mide kanseri gibi birçok farklı kanser çeşidine karşı etkileci bir koruyuculuğa sahiptir. Antioksidanların bir grubu olan flavonoidler, kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve yenilerinin oluşmasını önler.

DÜŞÜK KAN BASINCI : Çalışmalar, beyaz çayın kanı sulandırdığını ve atardamar fonksiyonlarını düzenlediğini göstermiştir. Yüksek kan basıncını düşürmeye ve sağlığı korumaya yardımcı olur. Beyaz çay, güçlü ve sağlıklı kan damarlarının gelişimine yardımcı olarak felcin tahribatına karşı koruyucu etki gösterir.

DÜŞÜK KOLESTEROL : Diğer bir antioksidan grubu olan kateşinlerin kolesterolü düşürdüğü bulunmuştur ve beyaz çay bu bileşenlerce zengindir. Kolesterol bir çeşit yağdır ve sağlık için gereklidir. Vücutta iyi kolesterol ve kötü kolesterol diye iki gruba ayrılır ve beyaz çay, kötü kolesterolü düşürürken, iyi kolesterolü yükseltir. Bu da damar sertleşmesinin ve damar tıkanıklığının önlenmesine yardımcı olur.

ANTİBAKTERİYAL & ANTİVİRAL ETKİYE SAHİPTİR: Beyaz çay bakteri ve virüslerin doğal yok edicisidir. Beyaz çayda bol miktarda bulunan antioksidanlar, yaygın hastalıklara ve istilacı çeşitlere karşı koruma sağlayarak tüm bağışıklık sistemini güçlendirir. Genel soğuk algınlığı ve gribe karşı korunmaya yardımcı olur ve HIV belirlilerini hafifletebilir.

KALBİ KORUR: Beyaz çay kanı sulandırarak, kan basıncını düşürerek ve kolesterolü düşürerek kalbi ve tüm dolaşım sistemini korur. Araştırmacılar, günde 2 fincan veya daha fazla çay içenlerde, kalp krizinden ölümlerin içmeyenlere göre %50 daha az olduğunu tesbit etmişlerdir. Beyaz çay tam anlamıyla kalbi güçlendirici etkiye sahip olağanüstü bir içecektir.

KEMİKLERİ GÜÇLENDİRİR: Çalışmalar, düzenli olarak çay içenlerin kemik yoğunluğunun çok yüksek olduğunu ve çay içenlerin içmeyenlere göre çok daha güçlü kemik yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Beyaz çay ayrıca romatizma ve osteoporoz hastaları için çok faydalı etkilere sahiptir.

SAĞLIKLI DİŞ VE DİŞ ETLERİ SAĞLAR: Beyaz çay, dişleri daha güçlü ve sağlıklı yapan az miktarda florid ve diğer besin elementlerini içerir. Ayrıca plak, diş çürümesi ve kötü nefes kokusuna sebep olan bakterileri de öldürür.

SAĞLIĞA YARARLI DİĞER ETKİLERİ: Beyaz çayın daha birçok yararları vardır. Kan şekerini düşürür ve diyabetin belirtilerini hafifletir. Stresi azaltır ve enerji sağlar. Çalışmalar, çayın metabolizmayı hızlandırdığını, vücuttaki fazla yağın yakılmasını teşvik ettiğini fakat dengeli diyet ve düzenli egzersiz ile bu fazlalıklardan kurtulmanın daha iyi olacağını önermiştir. Bunlara ilaveten kilo verme programınızda beyaz çaya da yer vermeniz uygun olabilir.

CİLDİ KORUR VE GÜÇLENDİRİR : 
Cilti kuvvetlendirici, yeni cilt hücre yetişmeyi destekleyicidir. Çevre ve günlük cilt yıpranmalara karşı cildi koruyucudur. Pürüzsüz ve yumuşak bir deri oluşumunda etkin rol oynar. İçeriği ile kolajen yıkımını sınırlandıran beyaz çay, cilde esneklik veren elastin maddesinin yıkımını önlüyor, sıkı ve esnek cilt oluşumunu destekliyor. 

Böylece yaşlanmaya karşı savaşımızda en büyük yardımcılarımızdan biri oluyor. Esnek ve daha sıkı bir cilde sahip olmak istiyorsanız günde üç bardak beyaz çay tüketmenizi öneriyoruz.
Eğer çay içmeyi seviyorsanız ,beyaz çayı günde 2-3 fincan içmenizi öneririz. Günlük olarak toplamda 5-6 fincanı geçmeyecek şekilde çay çeşitlerinden tercih edebilirsiniz.
En önemli nokta 80-85 derecelik bir suda beyaz çayımızı demlemektir. Hassas ve değerli çay yapraklarını (1 fincan için bir tatlı kaşığı) çok kaynar suda yakmadan 5-6 dakika demlemek yeterlidir.
Hazırlanması bu kadar kolay olan beyaz çay, bizlere sağlık yönünden sunduklarını düşünürsek daha çok önemsenmeyi hak etmiyor mu sizce de ?

BİR FİNCAN SAĞLIK İÇİN BEYAZ ÇAY

Doğal ve sağlıklı ürünler tüketmek hepimiz için en önemli kriterlerden biri haline geldi. O kadar çok katkı maddeli ürünle çevreliyiz ki beslenmemize ve yaşam şeklimize daha çok özen göstermemiz gereken bir dönemde yaşıyoruz. Her geçen gün artan doğal ve sağlıklı beslenme alternatifleri bizlere daha çok seçenek sununuyor. Yani artık daha şanslıyız…

Beyaz çay, çay bitkisinin en saf ve doğal haliyle sağlıklı bir içecek olarak daha çok keşfedilmeyi bekliyor. Beyaz çay diğer çaylar gibi aynı çay ocağından, yapraklar açmadan, tamamen tomurcuk iken toplanır.Tomurcuklar tüylü, sanki beyaz saçı andırır bir görünüştedir. Gümüş ve altın iğnelere benzerler.Çok dikkatli ve tabiki elle hasat edilirler. Beyaz çay, tomurcuk ve bir yapraktan da olur. Hatta iki yaprak ve bir tomurcuktan -iki buçuk yaprak- yapraktan da olur. Tabi bu çayın toplandığı sürgüne ve ülkesine göre değişebilir. Beyaz çay üretiminde sadece iki aşama vardır, soldurma ve kurutma.

Çaylar iç mekanda serilir, sadece ortamdaki doymuş havayı uzaklaştırma suretiyle ortam sıcaklığında hava ile soldurma ve ve kurutma işlemi yapılır. Böylece çay bitkisinin sahip olduğu olumlu özelliklerinin çoğunu korumayı başarır. Beyaz çay  diğer çay çeşitlerine göre daha fazla etkin madde içerir. Çay çeşitlerine göre beyaz çayda daha az kafein vardır. Siyah çayda bir fincanda bu 40mg, yeşil çayda 20mg iken beyaz çayda 15mg'dır.