26 Kasım 2017 Pazar

Hoşgeldin Kış

Evet, artık havalar iyice soğudu. Soba, şömine, kalorifer bu soğuk günlerde evlerimizi ve bizi ısıtmak üzere harıl harıl çalışmaya başladı. Özellikle akşamları hem içimizi ısıtıcak hem de sağlığımıza katkıda bulunacak sıcak birşeyler içmek istiyoruz.

Tabii ki her dönemde olduğu gibi bu soğuk akşamlarda da bizleri bekleyen sıcak çay alternatifleri var. Antioksidan deposu beyaz çay ve yeşil çay, içeriğindeki polifenol bileşikler sayesinde vücut direncini artırır. Çeşitli baharatlarla ve kuru meyvelerle karışım yaparak farklı çay keyifleri yaşayabiliriz. Bakteri ve virüslerle savaşta antiseptik olan ve ağrı kesici özellikleri bulunan baharatlar kış mevsimi için en iyi alternatiflerdir. Bunlardan tarçın, karanfil, zencefil, kakule ve zerdeçal en çok tercih ettiklerimiz tabi ki. Çay bitkisi dışında çiçek ıhlamur, ekinezya çiçeği, adaçayı, papatya ve hibisküs gibi bitkilerin ve farklı meyvelerin kurusu da hem bağışıklık güçlendirici hem de antiseptik özelliktedirler. Farklı bitkileri karışım yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta bitkileri ve vücudumuzu tanımaktır. Çünkü bazı bitkilerin bazı rahatsızlıklarda kullanılmaması ve bazı bitkilerin birbiriyle karıştırılmaması hassas bir noktadır. Bilgiye ulaşmanın bir tık ötede olduğu zamanımızda bitkiler hakkında da bilgi edinmek çok da zor değil. Baharatlı karışımların olduğu çay çeşitlerini evinizde sıcak sütle demleyerek farklı lezzetler tadabilirsiniz. Online sitemizde de olan chai masala, rooibos chai gibi baharat karışımlarının yoğun olduğu çayları 2-3 dakika sıcak sütle kaynattıktan sonra süzüp faydalı bir sütlü çay eşlik edebilir soğuk günlere. Bizim de sık sık tükettiğimiz üç favori kış çayı karışımını sizlerle paylaşmak isteriz .

Damak tadınıza göre bir tatlı kaşığı yeşil çay veya beyaz çay, ikişer parça  olacak şekilde tarçın, zencefil, karanfil, portakal kurusu ve bir parça yıldız anason 200 ml sıcak suda 5 dk. demlenir ve süzülür.

Ekinezya çiçeğini tek başına demlemek bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için çok faydalıdır. İsteğe göre içine çok az karanfil ve tarçın da ekleyebiliriz.

Çiçek ıhlamur, ekinezya yaprakları, 2-3 karanfil, tarçın, zencefil karışımı da hem antiseptik özellikte hem de direnç arttırmaya yardımcı bir karışımdır.

Soğuk günlerde içimizi ısıtacak ve bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye yardımcı birçok farklı karışım yapılabilir aslında ve içlerinden biri mutlaka sizin favori kış çayınız olmaya adaydır.

İzmir Çay Festivali


Geride bıraktığımız 3 günün ardından en tatlı ve keyifli yorgunluğu yaşıyoruz. Heyecanla beklediğimiz ve özenle hazırlandığımız İzmir Çay Festivali, Alsancak Tren Garının büyülü atmosferinde gerçekleşti.

Bizim dışımızda İzmir dışından gelen farklı çay firmaları vardı. Birlikte çaylar tattık, fikirler paylaştık, rakip değil dost olmayı, birlik olmayı konuştuk. Çünkü çay insanları birleştirir, kaynaştırır. Bunun ne kadar doğru olduğunu 3 gün boyunca bir kez daha deneyimlemek bizleri çok mutlu etti. Ayrıca bizleri görmek için özellikle festivale gelen TEA&POT dostlarıyla tekrar bir araya gelmek çok harikaydı. Festival boyunca bol bol tadım yapıldı. Çay atölyeleri, söyleşiler, dans ve konserler vardı. Hem eğlendik hem çayları konuştuk bol bol. Ülkemiz her ne kadar bir çay ülkesi olsa da farklı çay çeşitlerini hala yeni yeni tanıyoruz. Soran merak eden, deneyen, yorum yapan birçok çay sever geldi festivale. Bu tarz festivaller hem bilgilendiriyor hem eğlendiriyor. Organizasyonu düzenleyen Opra Team de canla başla çalıştı, herkesin taleplerine anında yanıt verdi. Çözümler buldu. Hem şehrimizde hem ülkemizde bu tarz festivallerin daha da artması dileğiyle az yazı çok resim diyoruz ve festivalden bazı kareleri sizinle paylaşıyoruz .
Ayrıca festival boyunca bizi ve misafirlerimizi dinlendiren masa ve sandalyelerimiz için sevgili ENA Chairs’e, Standımıza hayat enerjisi veren bitkilerimiz için sevgili Plantsta Botanik & Cafe’ye, Mükemmel tasarımları için sevgili Zeyn's Atelier’e ve harika Fotoğraflar için sevgili F:29 Visual’a ve Coffeel.izmir'e teşekkür ederiz
Güzel bir hafta olsun…

5 Kasım 2017 Pazar

Çay Kültürleri



Yüzyıllar öncesinde Çin’de keşfedilen çay bitkisi, şimdi ne kadar çok ülkede ve ne kadar farklı çeşitlerde içiliyor değil mi? Çin çayı, Japon Çayı, Fas Çayı, Türk Çayı ve daha onlarcası. Aslında içilen bitki ve yapılan çay keyfi her ne kadar ortak olsa da her ülkenin kendi kültürü doğrultusunda bir çay ritüeli oluşmuş.

Çin, çayın ve çay kültürünün doğduğu ve burdan bütün dünyaya yayıldığı yerdir, kendi kültürlerine özgü çay evlerine ve farklı çay çeşitlerinin elde edildiği çok geniş çay tarlarlarına sahiplerdir. Misafirlere çay ikram etmek bir gelenektir. Halkın sevdiği çay, bölgelere göre değişir. Her bölgenin de kendine özgü çay demleme yöntemi vardır. Çeşit çeşit çayın satıldığı pazarlar ve çay dükkanlarında insan kokular ve farklı aromalar içinde kendini kaybedebilir gerçekten de.

Japonya’da çaya bir sanat olarak ayrıca değer verilir, çay seremonileri çok özeldir. Çayın felsefesi ayrı bir öneme sahiptir. Özel çay evlerinde gerçekleştirilen seremonilerde öncelikli olan konukları en uygun ve en zarif bir biçimde ağırlamaktır. Farklı çay varyetelerine sahip oldukları için Japon çaylarının yaprakları ve aromaları Çin çaylarına göre daha farklıdır, ağırlıklı olarak yeşil çay içilir. En popüler çaylardan biri olan matcha çayı yüksek sağlık özellikleriyle de birçok ülkeden tercih edilmekte ve çırpma yöntemiyle hazırlanmaktadır.

Çayla 17.yüzyılın sonunda sömürgesi Hindistan vasıtasıyla tanışan İngilizler için çay, zamanla çok popüler bir içecek oldu. Çayın ilk başlarda pahalı olması, yaygın bir içecek olmasını engelledi. Bu da çayı üst düzey toplantılara özgü bir şölen, prenslere ve asillere ayrılmış bir hediye haline getirdi. En çok tercih edilen çay bergamot esansı ile harmanlanarak hazırlanan bir siyah çay çeşidi olan Earl Grey’dir ve çayın yanında genelde süt de sunulur. Akşamüstü yapılan beş çayı buluşmaları İngiltere’de ayrı bir gelenek haline gelmiştir.

1900’lü yıllarda tam anlamıyla çay üretimi ile tanışan ülkemizde de bir fincan sıcak çayın ayrı bir önemi vardır. Sohbetlere eşlik eden, kışın içimizi ısıtan, rahatlatan bir fincan çay her durumda ikram edilebilir. Genel olarak siyah çay tüketilse de özellikle son dönemlerde yeşil çay ve beyaz çay çeşitleri de hayatımıza girmiştir. Farklı yörelerimizde demleme ve sunum çeşitliliğiyle de çay tarihine farklı katkılarımız olmuştur. Kıtlama yapmak, ince belli bardakta çay içmek ayrı bir keyiftir ülkemizde.

Her ülkenin çayı demlerken, sunarken ve içerken farklı gelenekleri vardır. Rusya’da her öğünde çay içilir. Fas’ta her çaya mutlaka bolca nane eklenir. Hindistan’da baharatların yoğun kullanıldığı çaylar popülerdir. Tibet’te acı çay içmek için saatlerce demleme yapılır. Ülkelerin çay geleneği farklılık gösterse de tüm gün boyunca bize eşlik eden çay aslında hayatımızın keyifli bir parçasıdır.




Çay Kitabı ( Kakuzo Okakura)

30 Ekim 2017 Pazartesi

Çayın Tarihi




Çay (Camellia Sinensis) bitkisi, ilk olarak milattan önce 2737 yılında, Çin'de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Zaman ilerledikçe suyla bir araya gelerek lezzetli bir içeceğe dönüşmüştür. İlk içilebilir halde kullanılması milattan önce 10. yüzyıla denk geliyor. Suyla birlikte keşfedilmesi hakkındaki en yaygın efsane Çin tıbbının ve farmakolojinin babası olarak bilinen İmparator Shen Nung’unkidir. Hikayeye göre, birgün ağaç gölgesinde dinlenen ve her zaman sıcak su içen Shen Nung, birkaç bitki yaprağının sıcak su dolu kazana düştüğünü görür ve bu suyu içen Nung tadını lezzetli, canlandırıcı ve ferahlatıcı bulur.İ mparator bu içeceğin ordusuna dinçlik vererek dayanıklılığını arttırdığını görür ve kullanılmasını teşvik eder. Bu dönemde yayılan bu mistik içecek Çinli Budist rahiplerin meditasyonlarında yer almaya başlar. Bu rahiplerin Japonya’ya geçmesiyle içecek burada da yayılmaya başlar.

Ve böylece günlük bir içecek olarak çay dünyaya yayılmaya başladı.Bu dönemde İpek yolunda Ortadoğu’ya çay ve porselen de taşınıyordu. Ruslar 18.yüzyıla kadar develerle çayları ülkelerine taşıyorlardı. Sibirya demiryolundan sonra yılda 200-300 tren Japon çayını Rusya’ya taşıyordu. Çay, Avrupa’ya ise Portekiz ve Hollandalı tüccarlar sayesinde yayılır. Çay, Avrupa’da ilk 1559 da duyulur. 1650’ler de ise artık Çin porselen demlikleri Avrupa’dadır. O dönemde Avrupa’da ki içme suyu sıkıntıları yüzünden sadece kaynatılmış su yada bira tüketilmesi de çayın bu coğrafyaya yayılmasına katkı sağladı.18. yüzyıldan sonra Avrupa’da kahvelerin yanında büyük bir patlamaya geçen çay bahçeleri ise görünüş bakımından adeta şehirlerin içinde bir cennet gibilerdi. 19.yüzyılda artan talep üzerine çayın Hindistan’da da üretilmesi üzerine çay zenginlik belirten bir içecek olmaktan çıkıp halka yayıldı. Farklı dönemlerde yapılan ve yarım kalan denemelerin ardından 1935 yılında yurt gezisine çıkan Başbakan İsmet İnönü, Rize’ye geldiğinde çay üretimi için burada başlatılan girişimi görmüş ve konuya önem vererek Ankara Ziraat Fakültesi’nden bir heyeti bölgeye göndermiştir. Yapılan çalışmaların ardından 1938’de Rize Çay ve Fidanlıklar müdürlüğü yeniden faaliyete geçerek Türkiye’de ilk kez büyük çaplı kuru çay üretimine başlanılmıştır.

Her ülkeye farklı hikayelerle giriş yapan çay bitkisi kısa sürede farklı çay kültürleri ile en çok tercih edilen içeceklerden biri olarak hayatlarımızdaki yerini almıştır. 

Hikayeler ve kültürler farklı olsa da bir fincan çayın verdiği keyif ve lezzet tüm kültürlerde ortak olsa gerek…

☕️ 🌿

**Kaynaklar: 
*Okakura Kakuzo Çay Kitabı
*DR.PENNY STANWAY/ ÇAY MUCİZE GIDALAR

16 Ekim 2017 Pazartesi

Meditasyon ve Çay



O kadar yoğun ve hızlı yaşadığımız bir zamandayız ki çoğu zaman anı yaşayamadan bir bakıyoruz ki günler, aylar geçiyor. Ve öyle bir noktaya geliyoruz ki ruhumuzu dinlendirmek, beynimizi rahatlatmak ve kendimize zaman ayırmaya ihtiyacımız oluyor. Aslında ruhumuzu dinlendirecek farklı aktiviteler bizim en büyük destekçimiz, meditasyon da bunlardan biri.

Meditasyon, bedenin kendi içsel aklının yeniden keşfedilmesinin bir yoludur. Binlerce yıldır uygulanan meditasyon, zihni sessizliğe zorlamak değil, zaten orada var olan sessizlik ve dinginliği bulmak ve onu yaşamımızın bir parçası kılmaktır. Her gün düzenli meditasyon yaparak, zihnimize ve bedenimize huzuru, sükuneti, sakinliği ve dinginliği kazandırabilir ve böylelikle kendimiz için daha çok sevgi, memnuniyet ve tatminle dolu bir hayat yaratabiliriz.

İşte bu özel anlara eşlik edecek bir fincan lezzetli çay da yıllar öncesinden itibaren meditasyonla yakın ilişkidedir. Nasıl ki çay gün boyu farklı anlarımıza eşlik ediyorsa, meditasyon yaparken de rahatlamamıza yardımcı olur. Dünyaca ünlü Avustralyalı şair Peter Altenberg “ruh banyosu” sözüyle aslında çay için en güzel tanımlamayı yapmıştır. Çay kendimiz ve etrafımızdakiler arasında bağ kurabilir. Gevşemeye yardımcı olur, sakinleştirir, anda kalmamıza yardımcı olur.

Gün içinde hepimiz birçok sefer çay içiyoruz ama çoğu zaman ne içtiğimizi bile fark etmeyecek kadar beynimiz dolu oluyor. Sevdiğimiz bir çay çeşidini belirlemek, onu demlemek, demlenmesini beklemek ve sonra keyifle içmek ve tüm bu süreç boyunca geçmişi ve geleceği düşünmemeye çalışarak, o andaki çay keyfinin tadını çıkarmaya çalışmak en kısa süreli meditasyonumuz olabilir aslında.


Çayınızı seçin, yudumlayın ve sizi rahatlatmasına izin verip keyfini çıkarın.

2 Ekim 2017 Pazartesi

Yoga ve Çay



YOGA VE ÇAYLA YENİLENELİM …

Yeni bir aya merhaba derken aslında değişken bir hava, farklı sıcaklıklar ve tabi ki ruhsal yapımızda ani değişkenliklere merhaba diyoruz. Gündüz güneşli ve sıcak bir hava varken, enerjimiz yüksekken, akşam serin hatta soğuk bir hava ve erken başlayan karanlıkla bir anda sıcaklık gibi hislerimiz de aniden değişebiliyor.

Olsun, çaresiz değiliz; yoga ve meditasyon ve bir de sonrasında keyifli sıcacık bir çayla herşeyin üstesinden gelebiliriz. Yoga ve çayın en temel ortak noktası rahatlatma özellikleridir. Özellikle bazı çay çeşitleri rahatlatıcı, sakinleştirici, toksin atıcı gibi özellikleriyle yoga ve meditasyonun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Kaynakların ışığında özetlemek gerekirse; Yoga, kişinin daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için zorunlu olan birtakım zihinsel ve fiziksel disiplinleri kapsıyor. Yoganın zihinsel disiplinleri içerisinde yer alan meditasyon ise kişinin daha bilinçli, daha sessiz ve sakin bir yaşam sürmesini amaç ediniyor. Yani meditasyonun yoganın alt basamağı olduğunu ve yoganın aynı zamanda meditasyonu içerdiğini söyleyebiliriz.

Yoga, Hindistan’da neredeyse yaşam için bir rehberdir, bir hayat pratiğidir. Çay da bu pratiği geliştirmenin doğal bir yolu haline gelmiştir. Kaynaklardan incelediğimiz zaman Budist rahipler yüzyıllar öncesinde meditasyon ve dualarına destekleyici olarak çayı yaygın bir şekilde kullanmıştır. Lezzetli ve hoş kokulu bir çay gevşeyip rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Özellikle bazı baharatlar toksin atıcı, enerji verici, rahatlatıcı etkileri sebebiyle siyah, yeşil ve beyaz çaylarla karıştırılarak günümüzde yoga sonrası çayları olarak tüketilmektedir. Bu baharatlar kakule, zencefil, karanfil, karabiber ve tarçındır. Kakule ve zencefilin ruhsal saflığı sağladığına inanılır. Tane karabiberler kanı ve karaciğeri temizlemede, kakule sindirimi kolaylaştırmada, karanfil sinir sistemimizi dengelemede, tarçın kemiklerimizi güçlendirmede ve son olarak zencefil soğuk algınlığından korunmakta yardımcı baharatlardır.

Yoga ve meditasyon sonrası ruhunuzu ve vücudunuzu hoş ve lezzetli bir çayla ödüllendirmek isterseniz, bizim size tavsiyelerimiz chai masala, rooibos chai ve meditasyon çaylarımız olacaktır.


Huzurlu bir hafta dileğiyle ….

25 Eylül 2017 Pazartesi



Son zamanlarda bağışıklık sisteminin hayatımızdaki önemine daha çok değer vermeye başladık. Nasıl değer vermeyelim ki? Hastalıklardan korunabilmek ve daha sağlıklı ve uzun bir hayat için en önemli kriter bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaktan geçiyor.

Bir çoğumuz tam da bu sebeple beslenmemize ve yaşam koşullarımıza elimizden geldiğince dikkat etmeye çalışıyoruz. Kısaca bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, bakteri, virüs ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür. 

Vücuda alınan besinler enerji için oksijenle yandığında serbest radikaller yani oksijen içeren son ürünler oluşur. Serbest radikaller hücre ve dokularda çoğaldığında DNA yapısında hasara neden olur. Ayrıca sigara, hava kirliliği, radyasyon vb.  nedeniyle de serbest radikaller artar. Artış durumunda kanser, kalp-damar hastalıkları, artritler vb. sağlık sorunları oluşur. Besinlerle birlikte aldığımız antioksidanlar vücuttaki serbest radikallere karşı savaşırlar. Serbest radikallerin yarattığı olumsuz etkinin önlenmesi ve etkisinin en aza indirilmesi için yeterli miktarda antioksidan tüketilmelidir.

Birazcık terimlere dayalı konuşmak gerekirse, çay türlerinin bileşenleri arasında polifenoller çok önemli bir yer tutar ve kuru çayın yaklaşık % 36’sını oluşturmaktadır. Taze yeşil çay yaprağının diğer bileşenleri kafein, proteinler, amino asitler, karbonhidratlar, lipidler, vitaminler (B vitamini) ve minerallerdir. Çay ayrıca A, K, C, B vitamini, β karoten ve florür içerir.Aslında özet olarak çay bitkisi yapısal özelliği gereği doğal olarak bir antioksidan kaynağıdır. Az işlem görmüş beyaz çayda en yüksek seviyededir.Ama yeşil çay ve siyah çay çeşitleri de içerdiği bileşenleri sayesinde serbest radikallerle savaşta oldukça etkindir. Çay bitkisinde bulunan antioksidanların bir grubu olan flavonoidler, kanser hücrelerinin büyümesini engellediği ve yenilerinin oluşmasını önlediği, yine içerdiği antioksidanlar nedeniyle antibakteriyel, antiviral etkiye sahip olduğu, diğer bir antioksidan grubu olan kateşinlerin kolesterolü düşürdüğü bulunmuştur. Siyah çayın içerdiği theaflavinlerin, yeşil çaydaki kateşinlerle aynı antioksidan etkiye sahip olmaları nedeniyle her iki çay grubunun da sağlık açısından eşit etkiye sahip oldukları bildirilmektedir. Yukarıda bahsi geçen ve daha farklı bileşenleri ile çay bitkisi günlük rutinimizde muhakkak yer vermemiz gereken bir içecektir.

“Çay dünyanın gürültüsünü unutmak için içilir” demiş T’lenYi Heng ve çayı “ruh banyosu” diye tanımlamış Avusturyalı yazar ve şair Peter Altenberg (1913) yıllar önce. Bu da gösteriyor ki fiziksel özellikleri kadar ruhsal özellikleri ile insanlığa sunduğu olumlu etkileri eski zamanlardan beri biliniyor çay bitkisinin. Aslında sağlıklı olmak derken hem fiziksel hem ruhsal açıdan bir bütün olarak sağlıklı olmak değil midir en önemli olan?

İşte çay bitkisi de birçok farklı çeşidiyle sağlıklı bir hayat yaşama serüvenimizde hem sağlık hem huzur sunan bir içecek olarak bizleri bekliyor.

Sağlıklı ve keyifli günleriniz olması dileğiyle …

♥︎